Sanki Ölüm Kuşattı Topraklarımızı!

edıtor
11.02.2018
580

Ne söyleyeyim, ya da ne yazayım bilmiyorum. Yazıp yazıp siliyorum. Aslında söylenecek pek bi’şey de yok. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Ateş, anları, babaları, kardeşleri, evlatları, eşleri, nişanlıları, sevgilileri ve geçmişi, geleceği yakıyor...

Bu topraklarda neden ölüm kol geziyor, topraklarımızı emperyalist ülkelerin işgalinden kurtarmak için yiğit insanlar canlarını verdiler, vermeye devam ediyorlar. Bu topraklar üzerinde bizlerin özgürce, barış içinde kardeşçe ve insanca yaşamamız için mücadele ediyor kahramanlarımız.

Sanki ölüm kuşattı topraklarımızı, çevresinde ve içinde hep ölümlere tanık olduk. İnsanlar birbirlerini, kardeşlerini boğazladılar.

Ölüm ‘terörizm’ adında geldi. Ölüm bazen bir köşe başında bekledi, bazen çarşı izninde, bazen sınırlarımızı korurken. Biz ki acılarla olgunlaştık, biliriz kederi, kahrı ve zulmü. Aşkı ve hicranı da biliriz. Nice olmaz denilen yarayı, acılarla sargılamadık mı?

Emperyalistler, Teröristler ve emek düşmanları korkar Barış’tan. "Barış" kelimesi bile ürkütür onları. Çünkü Barış; sevginin, dayanışmanın, güzelliğe ve aydınlığa birlikte yürümenin adıdır.

Barış’ta insanlar öldürülmez, anneler, eşleri ve çocukları için ağıt yakmazlar, ağlamazlar. Barış’ta insanlar birbirlerine, nerelisin, hangi dindesin, hangi mezheptesin diye sormaz.

Evet hep birlikte barış istiyoruz, istemek zorundayız. Fakat bazı gerçekleri de göz ardı edemeyiz. Sınırlarımızın güvenliğini sağlamak, ülkemizi de korumak zorundayız. O yüzden Afrin harekatı bir gereklilikti. Bazen Barış için savaşmak gerekiyor ne yazık ki!

Fakat bu harekat’tan önceki hataları ve yapılanları da unutmamak ve dile getirmek gerekiyor. Ancak şuan bir savaştayız ve canlar gidiyor. Şuan da konuşmanın bir anlamı yok. Askerlerimize dua edeceğiz, moral vereceğiz ve arkalarında duracağız.

O yüzden insan niteliklerini taşıyorsak sevdamız gibi Barış’ı istemeliyiz, özlemeliyiz. Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün de dediği gibi "Yurtta Sulh, Cihanda Sulh"