Ünlü Rockçı Gizem Saatci ile keyifli bir röportaj yaptık

edıtor
23.01.2018
968

Ünlü Rock sanatçısı Gizem Saatci ile güzel, sıcak bir röportaj gerçekleştirdik...

 

Rock Müzik’e nasıl başladınız? Ya da nasıl Rockcı oldunuz diyelim?

  • Benim rock müziğe başlamam biraz traji komiktir. İlk dinleyici olarak ele alırsam kendimi, ben dört yaşındayken TRT’de rock müzik kuşağı vardı. Uzun saçlı, taytlı adamlar gitarlarla bağıra çağıra şarkı söylerlerdi. Çok ilgimi çekerdi, anne bak kadına benzeyen komik adamlar çıktı derdim. Sonra ilkokul zamanlarımda Cranberries, düş sokağı sakinleri derken, olayı ateşleyen ilkokul beşinci sınıfta Metallica’nın Ali Sami yen Stadyumunda verdiği konsere, üst katta bana matematik dersi veren,  üniversiteli Ali abinin de beni o konsere götürmesiyle başladı. Derken akustik gitar, davul, bass gitar derken, Power metal ilk grubum Çelik Jant la müzikal hikayem başladı. Esat’la tanışmam ve Kanada’ya gidip oradaki Country ve blues müzisyenleriyle tanışmam, müzikal kariyerimde iyi bir eğitim almam için fırsat doğurmuştu.

İlk sahneye ne zaman çıktınız?

  • 11 yaşında Beyoğlu Halk Eğitim Merkezinin Tiyatro solonu’nda  çıkmıştım.

Yıllarınız Kanada ve Amerika’da geçti, orada müzik yapmaya devam ettiniz. Hangi dünyaca ünlü isimler ile sahneyi paylaştınız?

  • Aynı sahneyi paylaştığım birçok sanatçı oldu. BBking, Tod Harper, Bradd Pab, Amanda Marshall, Jw Jones. Bunların bazıları kendi ülkelerinde müzikal olarak çok tanınan isimlerdir. Özellikle BBking herkesin bildiği gibi dünyada blues’un babasıdır.

Türkiye’deki müzik piyasasını ve Rock yapan sanatçıları nasıl buluyorsunuz?

  • Müziği onuruyla icra eden yani hakkını vermiş popçuları biliyorum. İçlerinde sevdiklerim var. Aşkın Nur Yengi, rahmetli Harun Kolçak, Işın Karaca, Tarkan, İrem Derici, Zerrin Özer gibi. Gelelim Rock müziğe; iyi işler yapan dostlarımı da unutmamam lazım, Gür Akad gibi, Üstad Hasan Cihat Örter, Serkan Civelek gibi, daha sayamadığım bu piyasa da önemli birçok dostum.

Kanada, Amerika ve Türkiye’deki müzik sektörünü kıyaslamak istersek neler söylersiniz?

  • Arada çok fark var diyebilirim. Rock müzik kültürü Amerika ve Kanada’da biraz daha gelişmiş, daha fazla kitlelere ulaşmış durumda. Türkiye’de bu konuda ilerleme var ama o seviyelere gelmek için sanırım biraz daha zaman var gibi.

Yakın zamanda ‘Bu Dünya da Yerim Olmadı’ adlı bir maxi single çıkardınız. Tepkiler nasıl, olumlu ya da olumsuz geri dönüşler oldu mu?

  • Neticeler olumlu oldu, fakat benden daha fazla rock ağılıklı parça talepleri oldu dinleyicilerimin. Bende bu arzuyu şuan çalışmalarına başladığım Kan albümüyle gerçekleştirmeyi düşünüyorum, ama ondan sonraki albümüm pop rock olacak.

Eşiniz Esat Saatci de bir müzisyen, tanışmanız ve evlenmeniz nasıl oldu?

  • Genelde herkes bizim Esat’la uzun yıllar sevgili kalarak sonunda evlendiğimizi sanıyorlar ama gerçek çok farklı ve şaşırtıcı. Benim gibi rocker kızların hep hayalini süsleyen bir solo gitarist prensi vardı benim devremde. Yirmi yaşıma yeni girmiştim. Whiskey grubunun kurucu gitaristlerinden Engin Tümer abim mahalleden komşum ve adı gibi gülünç hikaye gibi Temel abimle buluşur, yüksek kaldırımda canım sıkıldığında sohbet ederdim. Birgün Temel abiyle bana gitar bakmaya gitmiştik yüksek kaldırıma. Engin abiyi gördük, yanında Esat oturuyordu. Oturduk yanlarına, konuştuk. Ben Esat’a, Esat abi diyordum. Çünkü etrafında manken kızlar vardı ve onunla çok ilgililerdi. Bende zaten bu adamın frekansına giremem demiştim içimden. Çok fazla konuşmamıştım, çok mesafeli bir adamdı. Aradan birkaç gün geçti. Benim çok sevdiğim kırmızı çakmağım Esat’ta kalmış. Laylaylom müziğin orada karşılaştık. Engin abi bir şeyler içelim mi dedi. Ben, Engin abi, Esat bir yerde oturduk. Etrafımız bayağı bir kalabalıktı. Esat bana döndü “ben seninle evleneceğim” dedi. Bende şaka zannettim önce, sonra ciddi ciddi söylediğini anladım. Tamam evlenirim dedim şakayla karışık. Sonra evlendik. Böyle bir hikaye işte. Şuan 13 senelik evliyim ve iki çocuk annesiyim.

Son olarak okuyucularımıza ve tabi dinleyicilerinize neler söylemek istersiniz?

  • Bildiğiniz üzere ülkemizin üzerinde nasıl kara bir bulut kitlesi dolaşıyor ise ,bunun bir kolu da sanata dayanıyor. Neden mi? Ülkenin can damarlarını, yaratıcılığını, azmini, duygularını zedelemek adına atılan bir adımdır bu. Bir düşünün son on yılda Türk müzik endüstrisinde sizi derinden etkileyen, ama hit olamamış kaç adet parça bulunmakta? Halka ne verirsen onu alır. Sanat etkendir, halk edilgendir. O yüzden toplumu şekillendiren ve yönlendiren bir yerde de halktır. Benim buradan çağrım halkımızın üzerinden o pis ellerini kenetlendirmiş, sırf kendi ferdi çıkarları doğrultusunda sanatla alakalı olmayan kişileri bizlerin önüne para ve reklamla çıkarıp bizleri baltalayan, medyaya çıkmamızı engelleyen, şarkılarımızı radyolarda çaldırmayan, kliplerimizi tv’lerde dönmesine izin verdirtmeyen, önümüze duvarlar  örmüş kişilere karşı  sağ duyulu, sorumluluk bilinci taşıyan kişilerin, her ne kadar karşılarındaki kişiler  güçlü olurlarsa olsunlar ellerini vicdanlarına koymaları ve bizim sesimizi toplumun sesine sahip çıkmalarıdır.

Röportaj: Serkan Candaş