Baba

Serkan Candas
11.10.2017
975

Hayat ona dört elle sarılmamız gerektiği konusunda fazlasıyla ısrarcıdır, her ne kadar iki elimiz olsa da. Küçükken bu deyimin bahsi geçtiğinde, geriye kalan iki elin babamın elleri olduğunu düşünürdüm.

‘Baba eli’ diye bir şeydir vardır hani, ellerin kaybolur avuçlarında, anne eli gibi yumuşak ve şefkatli değildir baba eli, ama onun kusurları iyi hissettirir sana kendini. Avucundaki bütün çizgileri çizebilirim babamın, önümde duran şu beyaz A4 kâğıda. Her noktasını bilirim, ellerine yıllar yılı işlenen nakışların. Çünkü ne zaman üzerime tüy düşse, yıkılacak gibi olsam, o ellerin arasına gömdüm başımı, o eller tutsun istedim omuzlarımdan. Dünyanın bütün elleri bir araya gelse tanır bir insan babasının avuç içlerini.

Ve dünya bir çocuk için sabah işe diye çıkan babası, akşam eve dönüyorsa dönüyordur.
Yetkililerden isteğimdir, coğrafya dersleri cetvelle çizilen sınırlardan çok daha fazlasını öğretsin insana. Neden artık okkalı bir şair yetişmiyor sanıyorsunuz memleketimin topraklarında?

Küçükken babama şair olmak istediğimi söylemiştim, Türkçe defterimin ilk sayfasına bir Nazım Hikmet dörtlüğü iliştirdiği için.
Hani şiire olan düşkünlüğümden değil, şair olursam onun beni daha çok seveceği ihtimalinden. “Şairler iyi insanlardır.”, demişti. Babam da iyi insandı, şiir seven insan hiç kötü olur mu?

Yalanlar söyleyerek büyüttü beni, diğer birçok baba gibi. Bunu bilerek yapmadı aslında, içimdeki umudu yeşertmekti sadece niyeti.
“Büyüdüğün zaman çok güçlü bir insan olacaksın” dedi. “Sen gördüğüm en güçlü çocuksun”, dedi. Dünya yıkılsa, altında kalsak bile yanımda olacağını hayal ettirdi, bu dünyanın bütün zenginliklerinden güzeldi.

Bir annenin hakkı ödenmez evet, ama bir babanın da yeri dolmaz asla. Bütün şairler annelerinden bahseder, bütün kitaplar anneleri yazar, bütün acılar annelerde son bulur belki, ama bir baba hayatın en ‘baba’ yanıdır aslında.
Bunu fark etmek biraz acı olacaktır mutlaka, öyle durup dururken anlaşılmaz çünkü.
Ya kaybedilecektir o baba ya da soğukluğu saracaktır seni, sıcaklığının her zerresine hasret bırakırcasına. Bir anne kadar merhametli değildir bir baba. Onun gibi açamaz kollarını dünyanın en azılı suçlusu olsan bile, okşayamaz başını masum bir çocuk gibi. Kendin için değilse bile, baban için her zaman düzgün bir insan olmak zorundasındır. Belki de bu yüzden insan annesine karşı hatalarını görmez, ama babasına karşı da affedemez kendisini asla.
Herkesin merhamet eşiği, babasının onu affettiği yerde kurulur. Affetmek yerine setler çekiyorsa sana ince ince, o zaman güçtür işte yaşamak denen şeye dört elle sarılmak.
Müteahhit değilse madem, neden set çeker durmadan bir baba?

Kalbim kırık, omzum düşük, kaşlarım yıkık döndüğümde okuldan, kapıyı babam açmıştı bir gün. Televizyonda gördüğüm adamların bıyıklarına benzeyen bıyıkları, saklayamıyordu o güzel gülüşünü. Muzipçe kulağımın arkasından bir para çıkarıp, sihirbazlığını kanıtlamıştı ve unutmuştum tüm kırgınlıklarımı.

Bunu bir daha yapsana baba!

 

Sevgi Saygı ve Dostça kalın!