Dursun Sumer Yazdı… Fibromiyalji

Fibromiyalji, genellikle orta yaşlı bayanlarda daha sık görülen halk arasında yumuşak doku romatizması diye tabir edilen yaygın kas ve eklem ağrısı ile seyreden bir hastalıktır.

Fibromiyalji hastaları genellikle düşük ağrı eşiğine sahiptirler ve dışarıdan gelen hemen her uyarana karşı vücut bilinçli ya da bilinçsiz olarak tepki verir. Bunda ağrıyı düzenleyen beyin kimyasallarının düşük veya aşırı seviyede salgılanmasının etkisi oldukça fazladır.

Fibromiyalji hastalarında genel tabloyu sırt, boyun ve kollarda kas ve bağ dokularından kaynaklanan yaygın eklem ağrıları, yorgunluk, konsantrasyon bozukluğu, baş ağrısı, irritabl bağırsak sendromu (İBS), uyku problemleri, ruhsal problemler olarak sıralayabiliriz.

Fibromiyalji hastalarında ağrı uzun süredir var olduğu için artık kronikleşmiş bir ağrı tablosu olarak düşünmek gerekir ve kronik ağrı tedavi protokolleri göz önünde bulundurularak tedavi / terapi planı çizmek gerekir.

Fibromiyalji hastaları eminim ki pek çok doktora, manuel terapiste, osteopata, psikolog ve psikiyatra gitmişlerdir ve beklediği ya da hayal ettiği sonuca kavuşamamış ve ümitsizliğe düşmüşlerdir. Bunda en önemli neden her uzmanın olaya kendi çerçevesinden bakması ve ona göre medikal tedavi veya manuel terapi programı çizip göndermesidir.

Fibromiyalji hastalarında pek çok sorun bir arada yer almaktadır. Bunları kısaca kendi mesleki tecrübemden elde ettiğim deneyimlere de dayanarak şu şekilde sıralayabilirim.

      – Öncelikle kas ve bağ dokusunda yaygın myofasyal gerginlikler ve eklem ağrıları

      – Çoğunluğunun ağrı başlangıcının öncesinde ağır bir psikolojik travma (çok sevdiği bir yakınını kaybetme, aile içi problemler, abartılı düzeyde endişe, kaygı ve gelecek ile ilgili düşünceler)

      – Beslenme düzeninde bozukluk. Bunların başında gelen sabah kahvaltılarının hep geç saatler yapılıyor olması.

      – Uyku bozukluğu. Geç saatlerde yatmalar ve geç saatlerde kalkmalar.

     – Kan tahlillerinde düşük çıkan değerlerin tamamlanması için reçete edilen takviyelerin (D3 vitamini, B vitamini, Anemi, Magnezyum, çinko vs.) düzenli olarak kullanılmaması

     – Hareket ve egzersiz eksikliği.

Yukarıdaki problemlerin kimisi psikolojik, kimisi fiziksel, kimisi de biyokimyasal değişimlere sebep olmaktadır. Sağlıklı bir vücut için fiziksel, biyokimyasal ve psikolojik denge söz konusudur.

Fibromiyalji hastasının tedavi protokolü nasıl olmalıdır?

Amerika da yapılan bir araştırma Fibromiyalji hastalarının uygun bir şekilde tedavi edilmediği için hasta/ memnuniyet sonucunun başarısız olduğunu göstermiştir. Hastaların kişisel tıbbi geçmişine iyi bakılmadığı için yanlış reçeteler ile semptomlarını daha kötüye götürdüğü sonucuna varılmıştır. Sonuç kısmında ise Fibromiyalji hastalarının multidsipliner bir yaklaşım ve iş birliği ile tedavi edildiğinde daha iyi ve kalıcı sonuçlar elde edilebileceğine değinilmiştir.

Öncelikle biz kötü bir düşünceye sahip olmaya başladığımız andan itibaren vücudun kortizol salgılamaya başladığını hatırlatmak isterim. Peki kortizol ne yapar? Vücudumuzdaki tüm biyokimyasal ve hormonal değişimlere sebep olur. Bizi kötü düşünceye sevk eden şey ne ise ondan uzak durmaya çalışmalıyız.

Eğer Fibromiyalji hastası geç saatte kalkıp geç saatte yatıyorsa o kişinin uyku düzenini sağlamakla işe başlayabiliriz. Çünkü geç saatte yatan bir kişi gece vücudun tamirinde yer alan (melatonin gibi) hormonlardan faydalanamayacak ve geç saatte kalktığı içinde yorgun olacak, kahvaltıyı da geç saatte yapacaktır.

Geç saatte kahvaltı yapmak vücudun biyoritmini bozar. Çin Tıbbına göre her organın maksimum çalıştığı saat aralığı vardır. O saatte organın yapması gereken görevi yapmamız gerekir. Mide meridyeni (saat 7.00-9.00 veya 8.00-10.00) saatinde kahvaltının yapılması gerekir. Geç kalkıp saat 11.00-12.00 gibi kahvaltı yapılıyorsa Dalak-Pankreas Meridyeni saatinde mide meridyeninin çalıştırmış oluruz. Bu da egzersiz yapılacak saate denk gelir.

Bununla ilgili yaşadığım bir vakayı anlatmak isterim. Değerlendirmesini yaptığım bir danışanıma ufak tavsiyelerde bulunmuştum. Bunlardan bir tanesi, “Erken yat, erken kalk ve kahvaltıyı sabah en geç 8.30’da yapmış ol,” idi. Sonraki seansına geldiğinde danışanımı daha iyi gördüm ve bir önceki seanstaki bulgularımın çoğu yoktu. Sadece yatma ve kalkma saatleri ile kahvaltıyı düzenlemek bile pek çok sorunu çözebilir.

Eğer uyku sorunu varsa, ki uykuya dalma, gece uyanıp tekrar uyuyamama farklı anlamlar içerir. Farklı nörotransmitterler ile alakalı sorunlar anlamına gelir.  Eğer uyku probleminiz varsa doktorun bu konuda size reçete edeceği medikal tedaviyi reddetmemeniz gerektiğini söylemek isterim. Çünkü uykusuzluk vücudun yıpranmasına sebep olur. Bunu sürekli 7/24 çalışan sanayi makinesine benzetebiliriz. Bu makinenin kullanım ömrü ne kadar olur siz düşünün.

Psikolojik destek; Psikolojik destek almak için öncelikle ona ihtiyacınızın olduğunu kabul etmeniz gerekmektedir. Sorunlarınızın çözümü ile kendiniz baş edemeyebilirsiniz, bardağın dolup taştığını görüp kendi düşünceleriniz ile bir labirentin içerisinde dönüp dolaşıyor olabilirsiniz. Ancak dışarıdan bir destek ile içinde bulunduğunuz sorun ile mücadeleye başlayabileceğiniz gerçeğini aklınızdan çıkarmayın. Buradaki destek medikal bir reçete ile beraber psikolog eşliğinde seanslarda olabilir.

Kas iskelet sistemindeki ağrılar için fizyoterapist, osteopat, manuel terapi gibi hizmetleri yukardaki destek tedaviler ile beraber aldığınızda daha iyi sonuçlar alacağınızı unutmayın. Kasları esnetmek, omurga hareketlerini açmak için manipülatif yöntemler uygulamak ağrılarınızın azalmasında size fayda sağlayacaktır.

Fibromiyalji hastalarının çoğunluğunda bağırsak sorunları da tespit edilmiştir. Bu konuda ise size yararlı ve zararlı olabilecek gıda maddeleri tespit edilmeli ve en azından belli bir süreliğine kesinlikle bunlardan uzak durmalısınız. Benim almış olduğum eğitimde (Applied Kinezyoloji) 3 ila 6 hafta kadar gıda in toleransı tespit edilen (Glüten, Laktoz ve kazein gibi) ürünlerden uzak durmalısınız ve bir tadımlık dahi almamanız gerektiği öğretildi.

Diğer bir konu ise egzersiz; Kardiyovasküler egzersizlerin vücuda mutluluk veren hormonların (endorfin, seratonin) salgısını artırdığı ve Fibromiyalji hastalarına iyi geldiği bilimsel olarak ispatlanmıştır. Yürüyüş, koşu, bisiklete binme, yüzme gibi egzersizleri Kardiyovasküler egzersizlere örnek olarak gösterebiliriz.

Sonuç olarak şunu unutmamak gerekir. Yazımın başında da Fibromiyalji hastasını kronik ağrı sendromu olarak düşünmek gerekir demiştim. Kronik ağrılarda maalesef birkaç seansta mükemmel sonuçlar almak mümkün değildir. Multi disipline bir yaklaşım ile tedavi/terapi süresinin 6 ay sürebileceğini ve hastanın beslenme, uyku, egzersiz gibi kendine düşen konulara dikkat etmesi gerektiği gerçeğini de unutmamak gerekir.

Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir