- 1. Adli Yardım Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 1.1. Adli Yardım Talebi Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 1.2. Adli Müzaheret
- 1.3. Adli Yardım İçin İstenilen Belgeler
- 2. Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 2.1. Bireysel Başvuru Nedir
- 2.2. Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Şartları
- 2.3. Bireysel Başvuru Nasıl Yapılır
- 2.4. Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Harcı
- 3. Araç Değer Kaybı Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 3.1. Araç Değer Kaybı Hesaplama Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 3.2. Araç Değer Kaybı Davası
- 4. Bakaya Nedir Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 4.1. Geç İltihak Bakayası
- 4.2. Bakaya Suçu Cezası
- 4.3. Bakaya Bedelli Askerlik
- 5. Basit Yargılama Usulü Nedir? Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 6. Basit Yargılama Usulü
- 6.1. Cezada Basit Yargılama Usulü Nedir?
- 6.2. Basit Yargılama Usulü Hangi Suçlarda Geçerlidir?
- 7. Seri Muhakeme Nedir Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 7.1. Seri Muhakeme Usulü
- 7.2. Seri Muhakemeye Tabi Suçlar
- 8. Cezanın Ertelenmesi Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 8.1. Hapis Cezasının Ertelenmesi
- 8.2. Cezanın Ertelenmesi Şartları Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 9. Davanın Düşmesi Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 9.1. Ceza Davasının Düşme Sebepleri
- 9.2. Düşme Kararının Hukuki Sonuçları Nelerdir
- 9.3. Düşme Kararı Adli Sicil Kaydında Görünür mü?
- 10. Memur Disiplin Affı Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 11. Disiplin Affı Çıkacak Mı? Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 11.1. 2026 Memur Disiplin Affı Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 12. Evlilik Sözleşmesi Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 12.1. Mal Ayrılığı Rejimi Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 12.2. Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi
- 12.2.1. Edinilmiş Mallar Nelerdir
- 13. Evlilik Sözleşmesi Nedir Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 13.1. Evlilik Sözleşmesi Ne Zaman Yapılır
- 13.2. Kiracının Tahliyesi Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 13.2.1. Tahliye Nedenleri
- 13.3. Tahliye Davası Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 14. Kasten Yaralama Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 14.1. Basit Yaralama
- 14.1.1. Basit Yaralama Cezası
- 14.2. Nitelikli Kasten Yaralama Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 14.2.1. Eşe Karşı Kasten Yaralama Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 14.3. Silahla Yaralama
- 14.4. Bıçak ile yaralama
- 14.4.1. Nitelikli Kasten Yaralama Cezası Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 15. İş Kazası Nedir Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 15.1. İş Kazalarında İş Verenin Sorumluluğu
- 15.2. İş Kazası Bildirim
- 16. İnfazın Ertelenmesi Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 16.1. 5 Yıl Altı Cezaların Ertelenmesi
- 16.2. 3 Yıl Altı Cezaların Ertelenmesi
- 16.2.1. İnfazın Ertelenmesi Şartları Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 17. İcra Takip Türleri Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 17.1. İlamlı Takip Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 17.2. İlamsız Takip Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 17.3. İcra Takibi Başlatılması
- 18. Ödeme Emrine İtiraz Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 19. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 19.1. Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Şartları Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 19.2. HAGB Sonrası Suç İşleme
- 20. Yasadışı Bahis Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 20.1. Kaçak Bahis Nedir
- 20.2. Yasadışı Bahis Cezası Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 21. Veraset İlamı Nedir Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 22. Veraset İlamı Nasıl Alınır
- 22.1. Veraset İlamı Ücretleri Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 22.2. Veraset İlamı İçin Gerekli Belgeler Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 23. Tam Yargı Davası Nedir Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 23.1. Tam Yargı Davası Özellikleri Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 23.2. Tam Yargı Davalarında Yetkili ve Görevli Mahkeme
- 24. Sosyal Medya Üzerinden Hakaret Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 24.1. Facebook Hakaret Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 24.1.1. Facebook Hakaret Takipsizlik
- 25. Seri Muhakeme Nedir Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 25.1. Seri Muhakeme Usulü Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 25.2. Seri Muhakemeye Tabi Suçlar Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 26. Nafaka Türleri Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 26.1. Tedbir Nafakası Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 26.1.1. İştirak Nafakası
- 26.1.2. Yoksulluk Nafakası
- 26.1.3. Yardım Nafakası
- 26.1.3.1. Nafaka İptal Davaları
- 27. Malpraktis Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 27.1. Malpraktis Örnekleri
- 27.2. Malpraktis Cezası Hakkında Sık Sorulan Sorular
- 27.3. Malpraktis Tazminat Hakkında Sık Sorulan Sorular
Herkes için hukuk bölümümüzde bu yazımızda hukuki olarak sık sorulan sorular hakkında sizlere bilgi vermeyi amaçladık. Uygulamada sık karşılaşılan ve cevabı merak edilen hukuki soruların cevaplarını aşağıdaki gibidir.
Adli Yardım Hakkında Sık Sorulan Sorular
Adli yardım; evrensel bir hukuk kuralı haline gelmiş adil yargılama hakkının bir parçasıdır. Hukuk sistemimizde adli yardım genel olarak iki şekilde yürütülmektedir. Hukuki anlamda kendisini mahkemelerde ifade edemeyecek kişiler için barolar tarafından görevlendirilen herhangi bir vekâlet ücreti ödenmeksizin avukat desteğidir. Diğer bir adli yardım talebi ise hukuk ve özel mahkemelerde alınan yargı harçlarından muafiyet şeklindedir. Ancak her iki durumda da ileride detaylandırılacağı üzere bir takım belgeler talep edilmektedir.
Adli Yardım Talebi Hakkında Sık Sorulan Sorular
Adli yardım talebi daha çok hukuki desteğe ihtiyacı bulunan ancak maddi imkânı bulunmayan kişiler için öngörülmüştür. Günümüzde her il merkezinde barolara bağlı adli yardım talepleri karşılanmak üzere bürolar oluşturulmuştur. Aşağıda belirtilen adli yardım talebi sırasında istenilen belgeler ile bu bürolara başvuru yaparak ücretsiz olarak hukuki destek alabilmektedirler.
Adli Müzaheret
Adli müzaheret daha çok hukuk mahkemeleri ve diğer özel mahkemelerde dava veya başvuru harcından muaf olma tutulma isteğine ilişkindir. Gerekli şartları taşıyan kişiler; hukuki destek yönünde adli yardım için başvurabilecekleri gibi mahkeme harçlarından muafiyet için adli müzaheret başvurusunu da aynı anda yapabilirler. Ancak adli müzaheret için takdir yetkisi mahkeme hâkimindedir.
Adli Yardım İçin İstenilen Belgeler
Gerek adli yardım gerekse adli müzaheret için temel şart kişinin bu masrafları karşılayacak maddi imkânının bulunmamasıdır. Bu şartların detayları ilgili barolardan öğrenilebileceği gibi genel olarak adli yardım için istenilen belgeler;
- Gelir bilgilerine ilişkin belge
- Muhtarlıklardan alınacak fakirlik belgesi
- Nüfus kayıt örneği
- Devam eden dava dosyası bilgileri
- Varsa kira kontratı
- Bakmakla yükümlü olduğu kişilere ait bilgiler
- Nüfus cüzdan fotokopisi
Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Hakkında Sık Sorulan Sorular
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru; Avrupa İnsan Hakları sözleşmesinde yapılan değişiklikle mümkün hale gelmiştir. Yapılan değişikliğin paralelinde Anayasamızın 148 ile 149 maddeleri ile gerçek veya tüzel kişiliklere bireysel başvuru hakkı tanınmıştır. Eylül 2012 tarihi itibariyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıca bireysel başvuruya ilişkin 6216 sayılı Anayasa Mahkemesi Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile bireysel başvuruya ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir.
Bireysel Başvuru Nedir
Bireysel başvuru nedir sorusu günümüzde Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklere ilişken hakları ihlal edilen kişiler tarafından merak konusu olmaktadır. Bireysel başvurunun yasalarımızda yer almasından bu yana en çok başvuru konusu olan durumlar özetle;
- Özel hayatın gizliliğini ihlal
- Adil yargılama hakkının ihlal edilmesi
- İşkence yasağı
- Yasam hakkının ihlal edilmesi
- Düşünce veya ifade özgürlüğünün ihlal edilmesi
- Eşitlik ve ayrımcılık yasağının ihlali
- Kamu personel rejimine yönelik ihlaller
Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Şartları
- Anayasa Mahkemesine bireysel başvurular ancak hakları ihlal gerçek veya tüzel kişilikler veya yasa vasileri ve temsilcileri tarafından yapılabilmektedir.
- Anayasal bir hakkın ihlali söz konusu olmalıdır.
- İç hukuk yollarının tüketilmesi gerekmektedir.
- Olağan kanun yollarının tüketilmesinden itibaren 30 gün içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmalıdır.
- Başvuru konusu yargı denetimi içerisinde bulunmamalıdır.
Bireysel Başvuru Nasıl Yapılır
Anayasa mahkemesine bireysel başvurular doğrudan Anayasa Mahkemesine müracaat ederek gerekli belgelerin doldurulması ile yapılabileceği gibi; adliyelerde bulunan nöbetçi mahkemelere dava konusu evrakların teslim edilerek başvuru yapılması mümkündür. Ayrıca yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız için konsolosluklar aracılığı ile başvuru yapılabilmektedir.
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Harcı
Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru Harcı 2022 yılı için 664.10 TL olarak belirlenmiştir. Ayrıca doğrudan Anayasa Mahkemesine başvuru yapılmaması halinde posta masrafları da başvurucudan alınmaktadır. Ancak yapılan incelemede kişinin haklı olduğu ve Anayasal hakkının ihlal edildiği tespit edildiğinde ödemiş olduğu harç ve posta masrafları iade edilmektedir.
Araç Değer Kaybı Hakkında Sık Sorulan Sorular
Araç değer kaybı; Karayolları Trafik Kanununa tabi taşıt ve araçların karışmış oldukları trafik kazalarından dolayı; meydana gelen hasarın neden olduğu emsallerine göre değerinde meydana gelen düşüşü ifade etmektedir. Karayolları Trafik Kanununa göre; her araç sahibi aracı için trafik sigortası yaptırmak zorunluluğundadır. Kaza sonucu; kusurlu araç sahibinin trafik sigortası vasıtasıyla meydana gelen hasar karşılanmaktadır. Ancak çoğu durumlarda onarımların aracın orijinalliğine olan etkisi göz önüne alındığında araç değer kaybı söz konusu olmaktadır. Araç değer kayıpları çoğu kez hukuk mahkemelerinde uyuşmazlık konusu olabilmektedir. Bu yazımızda araç değer kaybı hesaplama yöntemi ve değer kaybı davası hakkında bilgi verilecektir.
Araç Değer Kaybı Hesaplama Hakkında Sık Sorulan Sorular
Araç değer kaydı hesaplama genel olarak araçta meydana gelen hasarın büyüklüğüne göre değişmektedir. Değer kaybı hesaplaması aracın kaza öncesi emsal değeri ve kaza sonrası emsal değerinin karşılaştırılması ile tespit edilmektedir. Çoğu zaman değer kayıpları araç eksperleri tarafından tespit edilmektedir.
Araç Değer Kaybı Davası
Araç değer kaybı davası sigorta şirketi ile kazada tamamen kusursuz olan taraf arasındaki uyuşmazlığa konu olmaktadır. Meydana gelen trafik kazasından dolayı araçta oluşan değer kaybının sigorta şirketi tarafından hiç karşılanmaması veya eksik karşılanması halinde; Ticaret mahkemelerinde araç sahibinin dava açma hakkı bulunmaktadır. Ayrıca kazaya karışan kusurlu olan tarafın araç sigortası bulunmaması durumunda Asliye Hukuk Mahkemelerinde araç sahibine karşı dava açmakta mümkündür. Araç değer kaybı nedeniyle gerek sigorta şirketine gerekse; araç sahibine açılacak olan davalarda; kusur durumu konusunda veya değer kaybı konusunda çoğunlukla bilirkişi görüşü alınarak bir hüküm kurulmaktadır.
Bakaya Nedir Hakkında Sık Sorulan Sorular
Bakaya nedir sorusunun cevabından önce askerlik hizmetinin yasalarımızdaki yeri hakkında kısa bir bilgi vermek gereklidir. Bilindiği üzere Anayasamızın 72. Maddesi ile “vatan hizmeti” her Türk’ün görev ve ödevidir. Bu nedenle 7179 sayılı “Asker Alma Kanununun” 2. Maddesi ile askerlik hizmeti her erkek Türk Vatandaşı için öngörülmüştür. 7179 sayılı yasada yazılı hükümlere uygun bir şekilde askerlik işlemlerini yerine getirmeyen yükümlüler hakkında başka bakaya olmak üzere bir takım cezai yaptırımlar uygulanmaktadır. Usulüne uygun bir şekilde yoklama işlemlerini yaptırarak askerliğe elverişli olduğu anlaşılan kişiler belirtilen tarihlerde sevk işlemlerini yaptırmakla yükümlüdürler.
Sevk işlemlerine istinaden kişinin askerlik hizmetini yerine getireceği birlik, askerli hizmetini yapacağı tarih ve askerlik sınıfı usulünce tebliğe edilmesine rağmen askerlik şubesine başvurarak askerlik işlemlerini başlatmayan kişiler bakaya suçunu işlemiş olarak kabul edilmektedir. Bakaya nedir sorusunun cevabını en kısa hali ile bu şekilde vermek mümkündür.
Geç İltihak Bakayası
Bakaya nedir sorusunun cevabından sonra geç iltihak bakayası hakkında kısa olarak bilgi vermek yerinde olacaktır. 7179 sayılı yasanın 24. Maddesi uyarınca sevk işlemlerini yaptırım askerlik görevini yapacağı birliğe teslim olunması gereken tarihten daha geç bir tarihte teslim olan kişiler; Asker Alma Kanununun 3/1 maddesi uyarınca geç iltihak bakayası olarak kabul edilmektedir.
Bakaya Suçu Cezası
Bakaya suçu cezası hürriyeti bağlayıcı bir ceza değildir. Genel olarak bakaya suçu ve geç iltihak bakayası suçu için idari para cezası uygulanmaktadır. Ancak bu idari para cezası konusunda ayrım yapılmaktadır. Bakaya kalanların sevk işlemlerini yaptırmak için kendilerinin askerlik şubesine başvurmaları halinde geç kaldıkları her bir gün için 5 TL idari para cezası öngörülmüşken; herhangi bir kimlik kontrolünde yakalanmaları halinde bu ceza her bir gün için 10 TL olarak düzenlenmiştir. Bakaya suçu cezası için öngörülen bu tutarlar aynı şekilde geç iltihak bakayası durumunda olanlar içinde uygulanmaktadır.
Bakaya Bedelli Askerlik
Bakaya bedelli askerlik yapılmasına engel bir durumdur. Bakaya kalan kişiler kural olarak bedelli askerlik hizmetinden yararlanmaları mümkün değildir. Ancak geçtiğimiz günlerde TBMM’ne bu konuda verilen kanun tasarısının yasalaşması halinde bakaya kalanların da bedelli askerli hizmetinden yararlanabileceği düşünülmektedir.
Basit Yargılama Usulü Nedir? Hakkında Sık Sorulan Sorular
Basit yargılama usulü, CMK 251 maddesinde düzenlenmiş bir uygulamadır.CMK 250 maddesinde düzenlenen seri muhakeme usulüne benzer şekilde sanık lehine bir uygulama olduğu söylenebilir.
Şöyle ki basit yargılama usulüne göre yapılan yargılama sonucunda sanığın hüküm giymesi halinde; hakkında kurulan hürriyeti bağlayıcı cezanın dörtte bir oranında (1/4) indirilmesine olanak sağlamaktadır. Basit yargılama usulü de uygulanabilirliği açısından bir takım usul ve esaslara tabi tutulmuştur. Basit yargılama usulünün uygulanmasında kural olarak Asliye Ceza Mahkemelerinde görülen davalarda mümkündür.
Basit Yargılama Usulü
Basit yargılama usulü kural olarak Türk Ceza Kanununda düzenlenmiş; iki yıl ve daha az hürriyeti bağlayıcı cezalar için ve sadece para cezası ile cezalandırılmaları mümkün suçlar için öngörülmüştür. CMK 250 maddesinde olduğu gibi basit yargılama usulü suça sürüklenen çocuklar, akıl hastalığı bulunanlar ile sağır ve dilsizler için uygulanmamaktadır.
Cezada Basit Yargılama Usulü Nedir?
Bu sebeple basit yargılama usulünün; kovuşturma aşamasını kısaltmaya ve dolayısıyla mahkemelerin iş yükünü azaltmaya yönelik bir uygulama olduğunu söylemek mümkündür. Basit yargılama yapma konusunda karar veren mahkeme; bu karar ile birlikte sanık hakkında düzenlenmiş iddianameyi savunma için sanığa usulünce tebliğ eder ve on beş gün içinde yazılı olarak savunma ve delillerini ibraz etmesi istenir.
Sanık hakkında birden fazla suç isnadı ile iddianame düzenlenmiş ise; tüm suçların basit yargılama usulünün uygulanmasına müsait suçlardan olması gerekmektedir.
Basit Yargılama Usulü Hangi Suçlarda Geçerlidir?
Basit yargılamaya tabi suçlar tek tek sayılma yoluna gidilerek belirtilmemiştir. Genellikle; 2 yıl ve daha az hürriyeti bağlayıcı cezalar ve adli para cezaları için basit yargılama usulü uygulanması mümkündür.
Ayrıca basit yargılamakonusunda verilmiş olan karara itiraz durumunda fail hakkında genel usullere göre yargılama yapılmaya devam olunur. Ancak daha önce öngörülen dörtte bir oranında indirim genel yargılama usulünde uygulanmamaktadır.
Seri Muhakeme Nedir Hakkında Sık Sorulan Sorular
Seri muhakeme nedir? sorusunun cevabı 7188 sayılı yasanın 23. Maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunun 250. Maddesinde verilmiştir. Seri Muhakeme; Cumhuriyet Savcısı tarafından şüphelinin üzerine atılı suçlamadan dolayı yeterli delillerin bulunmasına rağmen ve hakkında; dava açılmasının ertelenmesi kararı verilmemesi halinde mümkündür.
Seri muhakeme sonuçları itibariyle şüphelinin lehine olan bir uygulamadır. Şöyle ki; seri muhakeme usulünün uygulanmasının kabul edilmesi halinde; şüpheli hakkında verilecek cezanın yarı oranında indirileceği hüküm altına alınmıştır.
Seri Muhakeme Usulü
Şüphelinin üzerine atılı suçun Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunun 250/1-a maddesinde belirtilen suçlardan olması halinde seri muhakeme usulüveya basit yargılama usulüuygulanması mümkündür. Uzlaşmaya tabi suçlarda veya ön ödemeye tabi suçlarda seri muhakeme usulü uygulanması mümkün değildir.
Ayrıca seri muhakeme usulünün uygulanmasını şüphelinin soruşturma aşamasında kabul etmesi gerekmektedir. Ayrıca şüpheliye seri muhakeme usulü uygulanması konusunda teklif müdafii veya vekil huzurunda yapılması gerekmektedir. Seri muhakeme kural olarak suça sürüklenen çocuklar; akıl hastalığı veya sağır – dilsizler için uygulanmamaktadır.
Seri Muhakemeye Tabi Suçlar
Seri muhakemeye tabi suçlar CMK 250 maddesinde belirtilmiştir. Bu suçlar;
- Hakkı olmayan bir yere tecavüz
- Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu
- Trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokmak
- Gürültü yapma
- Parada sahtecilik
- Mühürde bozma suçu
- Resmi belgelerin düzenlenmesinde yalan beyan
- Kumar oynanması için yer veya imkan sağlama
- Başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması
Suçları için seri muhakeme usulünün uygulanması mümkündür. Seri muhakeme usulününuygulanması için şüpheliye ulaşılamaması halinde; şüphelinin bu uygulamayı reddettiği kabul edilerek hakkında genel soruşturma usullerine göre iddianame düzenlenmektedir.
Yukarıda belirtilen seri muhakeme usulünün uygulanması mümkün suçların birden fazla kişi halinde işlenmesi halinde soruşturma dosyasında bulunan tüm şüphelilerin ayrı ayrı uygulamayı kabul etmeleri gerekmektedir. Şüphelilerden herhangi birisinin seri muhakemeyi kabul etmemeleri halinde uygulanması mümkün değildir.
Seri Muhakeme usulü soruşturmanın tüm aşamalarında uygulanması mümkündür. Şüphelinin hakkında iddianame düzenlenmeden önce soruşturmanın yapıldığı Cumhuriyet Savcılığına müracaat ederek hakkında seri muhakeme uygulanmasını kabul ettiğini beyan etmesi halinde CMK 250 maddesinin uygulanması mümkündür.
Ayrıca yukarıda belirtilen suçlardan dolayı kovuşturma yani mahkeme aşamasında CMK 251 maddesinde düzenlenen basit yargılama usulü ve seri muhakeme usulü uygulanması mümkündür.
Cezanın Ertelenmesi Hakkında Sık Sorulan Sorular
Cezanın ertelenmesi TCK 51. Maddesinde düzenlenmiştir. Mahkemece yapılacak yargılama sonucunda suçu sabit görülerek hakkında hürriyeti bağlayıcı bir ceza hükmü (hapis) kurulan sanıklar için uygulanmaktadır. Ancak cezanın ertelenmesi her sanık için uygulanması mümkün değildir. Hapis cezasını ertelenmesi bir takım şartlara kurallara bağlanmıştır. Cezanın ertelenmesi halinde hükümlüye bir takım yükümlülükler getirilebilmektedir. Hükümlünün öngörülen denetim süreleri içerinde kendisine Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü görevlilerince yüklenen yükümlülükleri eksiksiz bir şekilde yerine getirmesi halinde hakkında kurulan hükmün infaz edilmiş sayılacağı bir uygulamadır.
Hapis Cezasının Ertelenmesi
TCK 51 maddesinde belirtilen cezanın ertelenmesi kural olarak sadece hapis cezaları için mümkündür. Adli para cezası için erteleme hükümleri uygulanamayacağı gibi idari para cezalarının ertelenmesi TCK 51 maddesi kapsamında değildir. Hapis cezasının ertelenmesi ile hükümlü hakkında yasada belirtilen süreler dâhilinde denetim süreleri ön görülmektedir. Bu süreler; on sekiz yaşından küçükler ve altmış beş yaşından büyükler için en az 1 yıl en fazla 3 yıldır. Bu yaş aralıkları dışında kalan kişiler için denetim süresi 1 yıl ile 5 yıl arasında değişmektedir. Ancak kural olarak bu denetim süreleri mahkeme tarafından kurulan hükümden daha az olamamaktadır. Örneğin sanık hakkında mahkemece 1 yıl ve 6 ay hapis cezası hükmü kurulmuş ise bu denetim süresi 1 yıl 6 aydan daha az olamamaktadır. Hükümle denetim süreleri içinde kendisine getirilen yükümlülüklere aykırı davranması veya bu süre içinde kasıtlı olarak yeni bir suç işlemesi halinde hapis cezasının ertelenmesi kararı kaldırılarak cezanın infazına başlanılmaktadır.
Cezanın Ertelenmesi Şartları Hakkında Sık Sorulan Sorular
Cezanın ertelenmesi her suç veya hükümlü için geçerli değildir. Bu nedenle cezanın ertelenmesi şartlarının belirtilmesinde fayda vardır. Bu şartlar TCK 51 maddesinde belirtilmiştir.
- Cezanın ertelemesi kararı verilebilmesi için; Sanık hakkında kurulan hükmün 2 yıl veya 2 yıldan daha az bir hürriyeti bağlayıcı ceza olması gerekmektedir.
- Sanık hakkında daha önce verilerek kesinleşmiş ve 3 aydan daha fazla bir hürriyeti bağlayıcı cezanın bulunmaması gereklidir.
- Sanığın duruşmalardaki hal ve davranışlarından bir daha suç işlemeyeceği yönünde bir kanaat oluşması gerekmektedir.
- Sanık hakkında uygulanacak olan cezanın ertelenmesi kararına onay vermelidir.
- Suçtan dolayı mağdurun herhangi bir zararı var ise bu zarar aynen yerine getirilmelidir.
Davanın Düşmesi Hakkında Sık Sorulan Sorular
Davanın düşmesi; kovuşturmanın yani yargılamanın sona erdiğini belirten karar türlerindendir. Davanın düşmesi daha çok sanık lehine olan bir durumdur. Kovuşturma sonrasında davanın düşmesi şeklinde bir karar verilmesi sanık hakkında cezai yönden bir hüküm kurulmamasıdır. Dava dosyası hakkında düşme kararı verilebilecek durumlar Türk Ceza Kanununda düzenlenmiştir. Ayrıca Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunda uzlaşma sonrası düşme kararı verilmektedir.
Ceza Davasının Düşme Sebepleri
- Şikayetten Vazgeçme; Yapılan kovuşturma sonucunda suçun mağdurunun şikayetinden vazgeçmesi; TCK 73/4 maddesi gereğince dava dosyasının düşmesine olanak sağlamaktadır. Ancak sanık hakkında düşme kararı verilebilmesi için; failin üzerine atılı suçun şikâyete bağlı suçlardan olması gerekmektedir.
- Uzlaşma; Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 253. Maddesine göre; uzlaşmaya bağlı suçlarda sanık ve mağdurun kovuşturma aşamasında uzlaşmaları davanın düşmesi ile sonuçlanmaktadır.
- Genel Af; Sanık hakkında üzerine atılı suçlamadan dolayı kovuşturma yapılmakta iken usulünce yürürlüğe girmiş bir af kanunu nedeniyle düşme kararı verilebilecek bir başka durumdur. Genel af nedeniyle düşme kararı verilebilmesi devam eden yargılamadaki sanığın işlemiş olduğu suçun af kanunu kapsamında olması gerekmektedir.
- Sanığın Ölmesi; Sanığın yargılama devam ederken ölmesi TCK 64 maddesinde düzenlenmiştir. Bu nedenle hüküm kurulup kesinleşmeden önce sanığın herhangi bir şekilde vefat etmesi dava dosyası hakkında düşme kararı verilmesini gerektiren başka bir nedendir.
- Ceza Zaman Aşımı Süresinin Dolması; Türk Ceza Kanunumuzda belirtilen suçların tamamı için bir takım zamanaşımı süreleri öngörülmüştür. Ceza zamanaşımı süreleri suç vasfına göre değişiklik göstermektedir. Sanığın işlemiş olduğu suç için belirtilen zamanaşımı süresinde herhangi bir hüküm kurulamaması davanın düşmesi anlamına gelmektedir. Zaman aşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi için yargılama aşamasında gerçekleşen zamanaşımı sürelerini kesen veya durduran durumlar dikkate alınarak bir hüküm kurulmaktadır.
Düşme Kararının Hukuki Sonuçları Nelerdir
Düşme kararı sanığın üzerine atılı suçu işlediği veya işlemediği yönünde bir karar değildir. Bu nedenle davanın düşmesi sanık için herhangi bir hukuki sonuç doğurmamaktadır.
Düşme Kararı Adli Sicil Kaydında Görünür mü?
Adli sicil kaydı diğer bir tabiri ile sabıka kaydında;kesinleşmiş mahkumiyet kararları ile erteleme veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları bulunmaktadır. Bu nedenle davanın düşmesi ile; sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda herhangi bir şekilde mahkûmiyet kararı verilmemiş olduğundan adli sicil kaydında görünmemektedir.
Memur Disiplin Affı Hakkında Sık Sorulan Sorular
Memur disiplin affı konusunda 2006 yılından bu yana herhangi bir düzenleme bulunmadığından son yıllarda oldukça merak konusu olmaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 125. Maddesinde belirtilen disiplin cezalarının özlük dosyalarından silinmelerine ilişkin farklı süreler öngörülmüştür. Örneğin kınama veya uyarı cezaları için bu süreler beş yıl iken; kademe ilerlemesinin durdurulması veya aylıktan kesme cezaları için bu süre on yıldır. Bu disiplin cezalarının özlük dosyalarından silinmesi belirtilen sürelerin geçmesi ile veya memur disiplin affı ile mümkündür.
Disiplin Affı Çıkacak Mı? Hakkında Sık Sorulan Sorular
Disiplin affı çıkacak mı? sorusu daha çok almış oldukları disiplin cezalarına ilişkin yasal sürelerin geçmesini bekleyen memurlar tarafından merak edilmektedir. Kamu personellerinin almış oldukları disiplin cezaları zaman zaman tayin veya yer değişikliğine engel teşkil etmekle beraber; görevde yükselme sınavlarına da girmelerine engel olabilmektedir. Yaklaşık iki yıl süren pandemi sürecinde kamu görevlileri büyük fedakârlıklarla görevlerini icra etmişlerdir. Kısmi de olsa af mahiyetinde olan açık cezaevleri izinlerinin uzatılması; hali hazırda görüşülmekte olan öğrenci affı nedeniyle disiplin affı çıkacak mı sorusu tekrar gündeme gelmiştir.
2026 Memur Disiplin Affı Hakkında Sık Sorulan Sorular
2026 memur disiplin affı konusunda yapmış olduğumuz araştırmada bu konuda görüşülmeyi bekleyen bir yasa teklifi bulunmamaktadır. Ancak yukarıda da bahsettiğimiz gibi belirli aralıklarla düzenlenen memur disiplin affı için en son 2006 yılında bir düzenleme yapılmış ve yaklaşık 16 yıl süre geçmiştir. Bu nedenle 2026 yılı memur disiplin affı hakkında henüz bir düzenleme bulunmamakta ise de; 2025 yılı veya 2026 yılı içerisinde memur disiplin affının tekrar gündeme geleceğini düşünmekteyiz.
Evlilik Sözleşmesi Hakkında Sık Sorulan Sorular
Evlilik sözleşmesi Türk Medeni Kanunumuzda düzenlenmiş bir kavramdır. Evlilik sözleşmesi 2001 yılında yapılan değişiklikle yasalardaki yerini almıştır. Değişiklikten önce evlilik birlikteliklerinde yasal mal rejimi uygulanmakla beraber; 2001 yılından önceki mal rejimi genel olarak “mal ayrılığı rejimi” olarak ifade edilmektedir. Günümüzde 2001 yılından sonra meydana gelen evlilikler için herhangi bir evlilik sözleşmesi düzenlenmemiş ise; yasal mal rejimi olan “edinilmiş mallara katılma” rejimi geçerlidir.
Mal Ayrılığı Rejimi Hakkında Sık Sorulan Sorular
Mal ayrılığı rejimi Türk Medeni Kanununda 2001 yılında yapılan değişiklikten önce kabul görmüş yasal mal rejimidir. Mal ayrılığı rejimine göre eşler boşanma sonrasında evlik sırasında şahsi olarak edinmiş malların tek sahibi olduğu, boşanma gerçekleşmesi halinde diğer eşin bu mallarda herhangi bir hak iddia edemediği mal rejimidir.
Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi
Edinilmiş mallara katılma rejimi esasen Medeni Kanunumuzda kabul görmüş yasal mal rejimidir. Kural olarak boşanma sonrasında eşlerin evlilik sırasında edinilmiş olduğu malların eşit olarak paylaştırılması esasına dayanmaktadır. Edinilmiş mallar Türk Medeni Kanunun 219. Maddesinde sıralanmıştır.
Edinilmiş Mallar Nelerdir
- Eşlerin çalışmalarının karşılığı olarak edinmiş olduğu mallar
- Sosyal Güvenlik Kuruluşları tarafından yapılan ödemeler
- İş gücü kaybı dolayısıyla ödenen tazminatlar
- Eşlere ait kişisel mallara ait gelirler
- Edinilmiş mal yerine geçen diğer değerler
Evlilik Sözleşmesi Nedir Hakkında Sık Sorulan Sorular
Evlilik sözleşmesi nedir sorusuna en kısa anlatımı ile; boşanma sonrasında çiftlerin evlilik birlikteliğindeki malların ne şekilde paylaşılacağı konusunda varılan bir anlaşmadır. Evlilik sözleşmesi noterlerden düzenlenme şeklinde yapılabileceği gibi; çiftlerin daha önce hazırlamış oldukları sözleşmeyi onaylatma şeklinde de yapılabilmektedir. Evlilik sözleşmeleri çoğunlukla taraflara bir takım hak ve yükümlülükler getirmesi nedeniyle aile hukuku alanında uzman bir hukukçu ile birlikte hazırlanması tarafların menfaatine bir konudur.
Evlilik Sözleşmesi Ne Zaman Yapılır
Evlilik sözleşmesinin ne zaman yapılacağına dair Türk Medeni Kanununda herhangi bir süre öngörülmemiştir. Evlilik sözleşmesi evlilik müessesesinin kurulmasından önce yapılabileceği gibi; evlilik devam ettiği sırada da yapılabilmektedir.
Kiracının Tahliyesi Hakkında Sık Sorulan Sorular
Kiracının tahliyesi işlemleri borçlar kanunu çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Kiracının tahliyesi işlemleri öncesinde tahliye yönünde görevli ve yetkili mahkemelerden bu yönde bir karar alınması gerekmektedir. Tahliye işlemlerinin borçlar konunu çerçevesinde gerçekleştirilmesi için kiralayan ve kiraya veren arasında yazılı bir sözleşme bulunması şarttır. Günümüzde genel olarak kira sözleşmesi olarak anılmaktadır. Kiracının tahliyesi konusunda açılacak olan tahliye davaları bir takım usul ve esaslara göre yürütülmektedir.
Tahliye Nedenleri
Tahliye nedenleri çoğunlukla kiralayandan kaynaklanan tahliye nedenleri ve kiracıdan kaynaklanan tahliye nedenleri olarak iki ayrı başlık altında incelenmektedir. Kiralayandan kaynaklanan tahliye nedenleri;
- İhtiyaç Nedeniyle Tahliye
- Yeni Malik Nedeniyle Tahliye
- Yeniden İnşa ve Tadilat Nedeniyle Tahliye
Kiralayandan kaynaklanan tahliye nedenlerinin çoğunlukla haklı bir sebebe dayandırılması gerekmektedir. Örneğin ihtiyaç nedeniyle tahliye durumunda kiralayanın; kendisinin, eşinin veya alt ve üst soylarının konut ihtiyacının karşılanması amacıyla tahliye mümkündür. Yeni malikin aynı şekilde borçları kanunun 350. Maddesinde belirtilen ihtiyaçları doğrultusunda kiracının tahliyesi mümkündür. Yeniden inşaat veya tadilat nedeniyle tahliye davasının açılabilmesinin ön koşulu söz konusu inşaat veya tadilat işlemleri nedeniyle taşınmazın oturulmaya elverişli olmaması gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen şekillerde kiracının tahliyesi mümkün iken ayrıca kiracıdan kaynaklanan tahliye nedenleri bulunmaktadır. Bu tahliye nedenleri borçlar kanununun 352 ve 316 maddelerinde belirtilmiştir.
- Temerrüt Nedeniyle Tahliye
- Taahhüt Nedeniyle Tahliye
- Komşulara Saygı ve Özenle Kullanma Yükümlülüğünün İhlali
Kiracıdan kaynaklanan tahliye nedenleri çoğunlukla temerrüt nedeniyle tahliyeye dayandırılmaktadır. Şöyle ki temerrüt özetle borçlar kanunun kapsamında kiralayanın kira sözleşmesinde belirtilen kira şartlarını zamanında yerine getirmemesi veya hiç yerine getirmemesi sebebiyle mümkündür. Temerrüt nedeniyle tahliye işlemlerinin ve tahliye davasının açılabilmesinin ön koşulu bir yıl olarak düzenlenmiş kira sözleşmelerinde; kira süresi içerisinde yada bir yıldan fazla kira sözleşmesine dayalı kiralama işlemlerinde ise; bir kira yılı baz alınarak ödenmeyen kira bedeli hesaplanmaktadır.
Tahliye Davası Hakkında Sık Sorulan Sorular
Tahliye davası; yukarıda belirtilen ihtiyaç nedeniyle tahliye, temerrüt nedeniyle tahliye, taahhüt nedeniyle tahliye veya yasada belirtilen diğer nedenlere dayalı olarak açılmaktadır. Herhangi bir ilamı dayanmayan tahliye işlemlerinde görevli mahkeme İcra Mahkemeleri iken; genel olarak tahliye davalarında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemeleridir. Tahliye davalarında yetkili mahkeme ise kiracının bulunduğu yer mahkemesi olabileceği gibi taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi de olabilmektedir.
Kasten Yaralama Hakkında Sık Sorulan Sorular
Kasten yaralama suçu temel ceza yasamız olan Türk Ceza Kanununun 86. Maddesinde düzenlenmiştir. Kasten yaralama suçu ile bir bakıma kişilerin vücut dokunulmazlığı korunma altına alınmaya çalışılmıştır. TCK 86 maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçu daha çok “basit yaralama” olarak tabir edilmektedir. TCK 86/1 ve TCK 86/2 maddelerinde basit yaralama suçu düzenlenmiş, TCK 86/3 maddesinde ise nitelikli kasten yaralama suçu düzenlenmiştir.
Basit Yaralama
Basit Yaralama suçu; herhangi bir tıbbi müdahale gerekmeksizin sadece kişinin vücuduna acı verecek şekilde yaralama ile “basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde” yaralanmaları için kullanılmaktadır. Basit yaralama suçunun tespitinde ayrıca suçun işleniş biçimleri de dikkate alınmaktadır. Şöyle ki; TCK 86/3 maddesinde belirtilen şekillerde suçun işlenmesi basit yaralama suçunu oluşturmamaktadır. Basit yaralama suçu şikâyete bağlı olduğu gibi uzlaşma kapsamında olan suçlardandır.
Basit Yaralama Cezası
Basit yaralama cezası TCK 86/2 maddesinde belirtilmiştir. Buna göre kasten yaralama suçunun TCK 86/3 maddesi dışında ve “basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde” gerçekleşmesi halinde failin; “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası” ile cezalandırılacağı belirtilmiştir.
Nitelikli Kasten Yaralama Hakkında Sık Sorulan Sorular
Nitelikli kasten yaralama TCK 86/3 maddesinde düzenlenmiştir. Nitelikli kasten yaralama suçu; daha çok suçun işleniş biçimleri göz önüne alınarak bir ayrım yapılmıştır. Kasten yaralama suçunun nitelikli olarak kabul edilmesi için; altsoy, üstsoy, kardeş veya eşe karşı işlenmesi, silahla işlenmesi veya kendisini savunamayacak kişilere karşı işlenmesi gibi durumlarda geçerlidir. Nitelikli kasten yaralama suçu; basit yaralama suçunun aksine şikâyete tabi suçlardan değildir. Dolayısıyla nitelikli kasten yaralama suçu için uzlaşma hükümleri uygulanmamaktadır.
Eşe Karşı Kasten Yaralama Hakkında Sık Sorulan Sorular
Eşe karşı kasten yaralama TCK 86/3-a maddesinde düzenlenmiştir ve şikâyete tabi değildir. Suçun oluşumunda evli olan kadının erkeğe veya erkeğin kadına yönelik bir kasten yaralama eylemi bakımından bir ayrım yapılmamıştır. Her iki durumda da eşe karşı kasten yaralama suçu oluşmaktadır.
Silahla Yaralama
Silahla yaralama suçunun tespitinde öncelikle Türk Ceza Kanunu kapsamında silah veya silahtan sayılır aletlerin tanımının yapılması gerekmektedir. TCK 6/1-f maddesinde silah kavramının tanımı yapılmış ve hangi tür aletlerin silahtan sayılacağı belirtilmiştir. Buna göre özetle; ateşli silah, patlayıcı madde, koruma veya saldırı amacıyla yapılmış her türlü alet, kesici delici alet silah olarak kabul edilmektedir. TCK 6/1-f maddesinde belirtilen aletler ve benzerleri ile işlenecek bir kasten yaralama suçu nitelikli kasten yaralama olarak kabul edilmektedir.
Bıçak ile yaralama
Bıçak ile yaralama suçu; suçta kullanılan bıçağın TCK 6/1-f-3 maddesi uyarınca silahtan sayılması nedeniyle suçun nitelikli hali olarak kabul edilmiştir. Bıçak ile yaralama suçu; TCK 86/3-e maddesi kapsamında silah ile yaralama suçunu oluşturmuş olması nedeniyle şikâyete bağlı suçlardan değildir.
Nitelikli Kasten Yaralama Cezası Hakkında Sık Sorulan Sorular
Nitelikli kasten yaralama cezası; TCK 86/2 maddesinde belirtilen “dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasının” yarı oranında arttırılacağı şeklinde belirlenmiştir.
İş Kazası Nedir Hakkında Sık Sorulan Sorular
İş kazası nedir sorusunun cevabını 5510 sayılı “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu” kapsamında vermek mümkündür. 5510 sayılı kanunun 13. Maddesinde iş kazasının tanımı yapılmıştır. Tanıma göre; çalışma sırasında meydana gelen ve sigortalıyı kaza anında hemen veya daha sonra bedenen veya ruhen “engelli” hale getiren olaylar iş kazası olarak tanımlanmaktadır. Ancak tanımdan da anlaşılacağı üzere meydana gelen olayın 5510 sayılı yasa kapsamında “iş kazası” olarak nitelendirilmesinin ön koşulu çalışanın sigortalı olmasıdır. Ayrıca kazanın “çalışma sırasında” meydana gelmesi gerekmektedir. Bu nedenle 5510 sayılı yasa kapsamında iş kazasına konu olabilecek çalışma durumlarını belirtmek gerekmektedir. Buna göre kişinin vazife başında olduğu kabul edilen durumlar özetle aşağıdaki gibidir.
- İş veren tarafından kendisine verilen görevin yerine getirilmesi sırasında,
- Kendi namına ve hesabına çalışılıyorsa; mesleğini icra ettiği sırada,
- İş veren tarafından görevli olarak asıl iş yerinden başka bir yere gönderildiği sırada
- İş Kanunun 4. Maddesine göre çocuğuna süt vermek için belirtilen sürelerde iş yerinden ayrı kalınan sürede
- İş yerine ait servis aracı ile iş yerini gidiş – geliş yapıldığı sırada
Yukarıda belirtilen durumlarda sigortalının iş kazası tanımında belirtilen şekillerde yaralanarak engelli duruma gelmesi 5510 sayılı yasa kapsamında iş kazası olarak kabul edilmektedir.
İş Kazalarında İş Verenin Sorumluluğu
İş kazası nedir sorunun cevabını 5510 sayılı yasa kapsamında verdikten sonra; meydana gelen iş kazalarında iş verenin sorumluluğu konusunda bilgi vermek gerekmektedir. İş kazalarında iş verenin sorumluğu 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenli kanununda belirtilmiştir. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun 4. Maddesine göre iş veren “çalışanların işleri ile ilgili sağlık ve güvenliklerini sağlamakla yükümlüdür” hükmü ile işverenin sorumluluğu belirtilmiştir.
İş Kazası Bildirim
İş kazası bildirimi için iş veren ve çalışan için iki farklı süre öngörülmüştür. İşveren için iş kazası bildirimi 3 gün içerisinde yapılması gerekmektedir. Kendi namına çalışanlar ise bizzat kendisi tarafından 1 ay içerisinde iş kazası veya meslek hastalığı durumunu bildirmekle yükümlüdürler.
İnfazın Ertelenmesi Hakkında Sık Sorulan Sorular
İnfazın ertelenmesi uygulaması 5275 sayılı Cezaların ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 17. Maddesinde düzenlenmiştir. İnfazın ertelenmesi ile mahkemeler tarafından hüküm ile birlikte verilen cezanın ertelenmesi kararlarının karıştırılmaması gerekir. İnfazın ertelenmesi aşağıda belirtilen şartların ve makul sebeplerin varlığı halinde; Cumhuriyet Başsavcılığınca verilmesi mümkün olan bir karardır. Cezanın ertelenmesi kararının aksine hükümlünün sonucu itibariyle şartların oluşması halinde cezaevine girmesini bir süre ertelemektir. Hükümlünün almış olduğu hürriyeti bağlayıcı ceza hakkında infazın ertelenmesine en fazla 1 yıl olmak üzere 2 kez karar verilebilmektedir.
5 Yıl Altı Cezaların Ertelenmesi
5 Yıl Altı Cezaların Ertelenmesi, taksirle işlenebilen suçlarda mümkündür. Bu suçlar genellikle; taksirle yaralama, taksirle çevrenin kirletilmesi, taksirle ölüme sebebiyet verme, trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokmak ya da genel güvenliğin taksirle tehlikeye sokmak suçları olabilmektedir. Ertelemeye konu ceza miktarının 5 yıldan daha az olması gerekmektedir.
3 Yıl Altı Cezaların Ertelenmesi
3 Yıl Altı Cezaların Ertelenmesi konusunda taksir unsuru aranmamaktadır. Bu suçların terör suçu, örgüt suçu veya cinsel dokunulmazlığa karşı bir suç olmaması yeterlidir. 3 yıl altı cezaların ertelenmesi sanık hakkında verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın 3 yıldan az olması gerekmektedir.
İnfazın Ertelenmesi Şartları Hakkında Sık Sorulan Sorular
- Sanık hakkında verilen suçlar taksirli suçlarda 5 yıldan az, kasıtlı suçlarda ise 3 yıldan az bir hürriyeti bağlayıcı ceza olmalıdır.
- Sanığın cezanın infazı için yapılan tebligata istinaden zamanında infaz bürolarına müracaat ederek infazın erteleme talebinde bulunmalıdır.
- Sanık hakkında suçun kesinleşmesinden sonra yakalama kararı çıkartılması halinde infazın ertelenmesi şartları oluşmamış olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle sanık yakalama kararından önce müracaatta bulunması gerekmektedir.
- Mahkemece infazın mükerrerlerine özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmemesi gereklidir.
- Sanığın hüküm giydiği suçlar; terör suçları, örgüt suçları ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar olmamalıdır.
- Söz konusu hapis cezasını tazyik hapsi ve disiplin hapsi niteliğinde olmaması gereklidir.
İnfazın ertelenmesi konusunda yukarıda belirtilen şartlar haricinde; sanığın makul bir sebep belirmesi gerekmektedir. Bu sebepler; sanığın gebelik durumu olabileceği gibi bakmakla yükümlü olduğu anne, baba, eş veya çocukların ağır bir hastalık durumları da olabilmektedir.
İcra Takip Türleri Hakkında Sık Sorulan Sorular
Gerçek kişiler arasındaki borçlar kanununa dayalı bir alacak ilişkisinden dolayı doğan; alacakların tahsilinin kamu gücü ile yerine getirilmesi icra takibi olarak tanımlanmaktadır. Alacağın türüne göre icra takip türleri değişiklik göstermektedir. İcra takip türleri genel hatları itibariyle iki ayrı başlık altında incelenmesi mümkündür. Bunlar ilamlı takip ve ilamsız takiptir. Ayrıca uygulamada sıklıkla karşılaşılan ilamsız takip olarak nitelendirilen kambiyo senetlerine mahsus icra takibi türü de bulunmaktadır. Bu yazımızda özellikle ilamlı takip ve ilamsız takip hakkında bilgiler verilecekken ayrıca icra takibinin başlatılması konularına değineceğiz.
İlamlı Takip Hakkında Sık Sorulan Sorular
İlamlı takip nedeniyle icra işlemlerine konu olan ilam türleri 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38. Maddesinde belirtilmiştir. İlamlı takiplere konu olabilecek ilam türleri özetle;
- Mahkeme huzurunda yapılmış olan ikrarlar
- Noter senetleri
- Hakem kararları
- Usulüne uygun olarak kesinleşmiş yabancı mahkeme kararları
- İstinaf ya da temyiz kefaletleri
- Tam yargı davaları nedeniyle doğan alacaklar
- Ve diğer para borcu ikrarları
İlamlı takipler yapısı itibariyle herhangi bir mahkeme kararına veya kamu kurumları nezdinde ispatlanmış olan alacakları konu edinmektedir. İlamlı takip nedeni ile borçlu hakkında ödeme emrinin düzenlenmesinin ön koşulu söz konusu ilamın kesin nitelik taşıması gerekmektedir. Diğer bir ifade ile kararın kesinleştirilmiş olması gerekmektedir.
İlamsız Takip Hakkında Sık Sorulan Sorular
İlamsız takip genel olarak herhangi bir hükme esas alınmaksızın doğan para alacakları veya teminat alacakları hakkında başlatılan bir takip türüdür. İlamsız takiplerde genellikle alacaklının beyanı esas alınmaktadır. Rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip veya kambiyo senetlerine mahsus icra takibi türleri çoğunlukla ilamsız takibe konu olan icra takip türleridir.
İcra Takibi Başlatılması
İcra takibi başlatılması, alacaklının tahsil edememiş olduğu alacağının kamu gücü ile borçludan alınarak kendisine verilmesini talep etmesidir. Yukarıda belirtilen takip türleri için öngörülen ödeme emri ve icra takip talebinin düzenlenmesi ve yetkili icra müdürlüğüne müracaat edilmesi ile icra takibi başlatılması mümkündür. İcra takibi başlatılması konusunda yetkili icra müdürlüğü borçlunun ikametgâhının bulunduğu yer icra müdürlükleridir. Alacaklının başka bir şehirde ikamet etmesi halinde bulunduğu yer icra mahkemeleri kanalı ile borçlunun bulunduğu yer adliyesi icra müdürlüklerinde icra takibi başlatılması da mümkündür.
Ödeme Emrine İtiraz Hakkında Sık Sorulan Sorular
Ödeme emrine itiraz, iki şekilde yapılması mümkündür. Sıklıkla karşılaşılan ödeme emrine itiraz icra takibine konu olan alacağın tamamının veya bir kısmının reddedilmesi şeklindedir. Uygulamada bu şekilde gerçekleşen ödeme emrine itiraz “borca itiraz” olarak nitelendirilmektedir. Borca itiraz edilmesi icra takibini durdurmamaktadır. Ayrıca borcun bir kısmına itiraz edilmesi halinde itiraz edilmeyen kısım için icra takibi kesinleşmiş olarak kabul edilmektedir.
Diğer bir ödeme emrine itiraz şekli ise imzaya itirazdır. Herhangi bir sözleşmeye veya belgeye dayanan alacaklar için borçlunun sözleşmede veya senette bulunan imzanın kendisine ait olmadığı yönünde itiraz etmesi imzaya itiraz olarak kabul edilmektedir.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Hakkında Sık Sorulan Sorular
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması CMK 231. Maddesinde düzenlenmiş bir uygulamadır. Yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında kurulan hükmün belirli şartlar dâhilinde herhangi bir sonuç doğurmamasını ifade etmektedir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı daha çok sanık lehine olan bir uygulamadır.
Çoğu zaman hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile cezanın ertelenmesi birbirine karıştırılmaktadır. Bu nedenle kısaca her iki uygulama arasındaki farkları belirtmek gerekmektedir. Cezanın ertelenmesi kararında mahkemece açıklanmış bir hüküm varken; hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararında böyle bir durum söz konusu değildir. Ayrıca hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanığın denetim süresi içerisinde yeniden suç işlemesi halinde dava dosyasının daha önce görüldüğü mahkeme esas kaydına yapılarak yeniden duruşma açılması gerekmektedir. Ancak cezanın ertelenmesi kararında böyle bir durum söz konusu değildir.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Şartları Hakkında Sık Sorulan Sorular
Hükmün açıklamasının geri bırakılması şartları CMK 231. Maddesinde sıralanmıştır. Bu şartlar özetle;
- Sanık hakkında verilmiş olan hürriyeti bağlayıcı cezanın iki yıl veya iki yıldan az bir süre olması gerekmektedir.
- Sanık hakkında kasıtlı olarak herhangi bir suçtan daha önce hakkında kurulmuş ve kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunmaması
- Sanığın üzerine atılı suçtan dolayı mağdurun veya kamunun herhangi bir zararının varlığı halinde bu zararın giderilmesi gereklidir.
- Mahkemece sanığın ileride başkaca bir suç işlemeyeceği konusunda yeterli bir kanaatin oluşması
- Sanığın hakkında uygulanacak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını kabul etmesi
HAGB Sonrası Suç İşleme
HAGB sonrası suç işleme; hakkında daha önce kurulan hükmün açıklanması anlamına gelmektedir. Hakkında yapılan yargılama sonucunda HAGB kararı verilen sanık kural olarak beş yıl süre ile denetim süresine tabi tutulmaktadır. Bu süre içerisinde sanığın yeniden suç işlemesi HAGB sonrası suç işleme olarak tabir edilmektedir. HAGB sonrası suç işleme nedeniyle sanık hakkında daha önce açıklanmayan hükmün açıklanması için işlemiş olduğu yeni suçun kasten işlenilebilen bir suç olması gerekmektedir. Örneğin hakkında yaralama suçlaması ile 1,5 yıl hüküm kurulan sanığın beş yıl içerisinde; taksirle yaralama suçunu işlemesi daha önce HAGB sonrası suç işleme kapsamında değerlendirilmemektedir.
Yasadışı Bahis Hakkında Sık Sorulan Sorular
Yasadışı bahis bir çok ülkede olduğu gibi ülkemizde de bir takım ceza ve müeyyidelere tabi tutulmuştur. Ülkemizde bahis kuralları 5738 sayılı; “Spor Müsabakalarına Dayalı Sabit İhtimalli Olan veya Müşterek Bahis Oyunlarının Özel Hukuk Tüzel Kişiliklerine Yaptırılmasına Dair Kanun” ile düzenlenmiştir. Yasadışı bahis için ülkemizde daha çok kaçak bahis tabiri de kullanılmaktadır. Özellikle kaçak bahis oynatma suçu için ülkemizde oldukça ciddi yaptırımlar uygulanmaktadır.
Kaçak Bahis Nedir
Yasadışı bahis nedir diğer bir tabiri ile kaçak bahis nedir sorusunun cevabı olarak da; 5738 sayılı yasada belirlenen kurallar haricinde oynan ve oynatılan bahis yasadışı bahis olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca kanun koyucu kaçak bahis oynatma sırasında kullanılan paraların transferine aracılık etmek fiilini de suç olarak olarak düzenlenmiştir. Ancak kaçak bahis ile TCK 228 maddesinde belirtilen “Kumar Oynanması İçin Yer ve İmkan Sağlama” suçları birbirinden farklı olarak düzenlenmiştir.
Yasadışı Bahis Cezası Hakkında Sık Sorulan Sorular
Yasadışı bahis cezası failin seçimlik hareketlerine üç ayrı başlıkta incelenmesi mümkündür. Bunlar genel olarak yasadışı bahis oynatmak, yasadışı bahis oynamak ve yasadışı bahis aracılık etmek olarak belirtmek mümkündür. Yasa koyucu belirtilen bu her üç eylem içinde ayrı ayrı cezai yaptırımlar öngörmüştür. Bu nedenle yasadışı bahis cezası için öngörülen yaptırımları ayrı başlıklar altında incelemek yerinde olacaktır.
- Yasadışı bahis oynatmak cezası; Kanun koyucu yasadışı bahis oynatmak cezasını yurt içinde oynanılan spor müsabakaları ve yurt dışında oynanan spor müsabakaları olarak iki ayrı düzenleme yapmıştır. Yurt içinde oynanan spor müsabakalarını yasa dışı bahis olarak oynatan kişiler için; “üç yıl ile beş yıl arasında hapis ve ayrıca on bin güne kadar adli para cezası” öngörülmüştür. Bu tür spor müsabakalarının yurt dışı menşeli olması halinde ise; “dört yıl ile altı yıl arasında hapis cezası” uygulanmaktadır.
- Yasadışı bahis oynama cezası; yasadışı bahis oynayanlar için 5738 sayılı yasa ile “beş bin lira ile yirmi bin lira arasında idari para cezası uygulanmaktadır.
Yasadışı bahis para transferine aracılık etmek; günümüzde daha çok banka veya dijital kartların kiraya verilmesi olarak bilinmektedir. Kaçak bahiste kullanılan paraların transferlerinde kullanılmak üzere bahis şirketlerine banka veya dijital kart hesaplarını kiraya verenler için; “bir yıl ile üç yıl arasında hapis ve üç bin güne kadar para cezası” öngörülmüştür.
Veraset İlamı Nedir Hakkında Sık Sorulan Sorular
Veraset ilamı nedir sorusunun cevabından önce; bu ilama konu olan veraset kavramı üzerinde durulmasında fayda vardır. Türk Medeni Kanunu çerçevesinde; muris; miras bırakan kişi olarak tanımlanmışken; varis ise miras bırakılan kişi veya kişiler olarak tanımlanmıştır. Murisin sahip olduğu malvarlığının ölümünden sonra yasal mirasçıları olan varislere intikal etmesi durumu veraset olarak tanımlanmaktadır. Miras bırakılan kişilerin ölenin mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkilerinin belirtildiği yazılı belgeye ise veraset ilamı adı verilmektedir. Veraset ilamı için ayrıca çoğunlukla mirasçılık belgesi tabiri de kullanılmaktadır. Bu anlamda veraset ilamı mirasın ne şekilde taksim edileceğini gösteren belgedir.
Veraset İlamı Nasıl Alınır
Veraset ilamı nasıl alınır konusunda iki farklı cevap vermek mümkündür. Bunlardan ilki Sulh Hukuk Mahkemesine yapılacak olan dava niteliğindeki başvurudur. Diğer bir veraset ilamı alma yöntemi ise noterlerdir. Noterlerin kullanmış olduğu uygulama ile UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi) arasındaki bağlantılar sayesinde birkaç dakika içerisinde noterlerde veraset ilamı düzenlenmesi mümkündür. Sulh Hukuk Mahkemelerinde bu sürenin biraz daha fazla olduğunu söylemek mümkündür. Mahkeme iş yoğunluğu göz önüne alındığında bu süre 1 ile 3 gün arasında değiştiği söylenebilir. Bu nedenle veraset ilamı alımında daha çok noterler tercih edilmektedir.
Veraset İlamı Ücretleri Hakkında Sık Sorulan Sorular
Veraset ilamı ücretleri konusunda gerek noterler aracılığı ile düzenlenen veraset ilamları gerekse Sulh Hukuk Mahkemelerinde düzenlenen veraset ilamları miktar bakımından farklılık göstermediğini söylemek mümkündür. Her iki kurum tarafından da düzenlenecek olan veraset ilamları ücretleri 2022 yılı itibariyle yaklaşık olarak 250 TL ile 300 TL arasındadır. Ancak bu tutarlar her yıl belirli oranlarda değişiklik gösterebilmektedir.
Veraset İlamı İçin Gerekli Belgeler Hakkında Sık Sorulan Sorular
- Ölüm olayını onaylan doktor tarafından düzenlenmiş ölüm belgesi
- Varise ait nüfus kayıt örneği
- Veraset ilamının düzenlenmesi talebini içerir dilekçe
- Nüfus cüzden örneği
Yukarıda veraset ilamı nedir, veraset ilamı nasıl alınır ve veraset ilamı için gerekli belgeler konusunda bilgi vermekle beraber ayrıca; veraset ilamı olmaksızın tereke işlemlerinin yapılamamaktadır. Diğer bir ifade ile miras paylaşılması yapılamamaktadır. Bu nedenle veraset intikal işlemlerinin süresinde yapılmaması konusunda bir takım vergi cezaları öngörülmüş olduğundan bu işlemlerin geciktirilmeden yapılması kişilerin yararına olacaktır.
Tam Yargı Davası Nedir Hakkında Sık Sorulan Sorular
Tam yargı davası nedir sorusu çoğunlukla idarenin diğer bir değişle kamunun işlemlerinden dolayı zarara uğramış kişilerin merak ettiği bir dava türüdür. 1982 Anayasamızın 125. Maddesinde; “İdarenin (kamunun) her türlü eylemlerine ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmü bulunmaktadır. Ayrıca yine 125. Maddesinin son cümlesi ile; “İdare, kendi eylem veya işlemlerinden dolayı doğan zararları ödemekle yükümlüdür.” Anayasanın 125. Maddesi hükmü gereğince; gerek idare mahkemelerinde gerekse Danıştay Yüksek Mahkemelerinde İdari dava yolu açılmıştır. Tam yargı davası Anayasanın 125. Maddesine dayanılarak açılmaktadır. Tam yargı davası nedir sorusunun daha anlaşılabilir olması için bu davanın özelliklerinin belirtilmesinde yarar vardır.
Tam Yargı Davası Özellikleri Hakkında Sık Sorulan Sorular
- Tam yargı davaları; iptal davaları ile birlikte açılabileceği gibi İdare Mahkemesi ve Danıştay tarafından verilen iptal kararı sonrasında da açılabilmektedir.
- Tam yargı davalarının açılabilmesi için; kişi veya kurumların idarenin eylem ve işlemlerinden dolayı herhangi bir zararının bulunması gerekmektedir.
- Herhangi bir sözleşmeye dayalı olarak açılmış olan idari davalarda kişi veya kurumların zararı ile söz konusu sözleşme arasında bir illiyet bağının bulunması gerekmektedir.
- Gerek idari davalar gerekse tam yargı davaları yetkili ve görevli mahkemeler nezdinde açılmalıdır.
- İdari davalarda öngörülen dava açma süreleri aynı şekilde tam yargı davalarında da geçerlidir. Şöyle ki; idareye başvuru tarihinden itibaren 30 gün içerisinde tam yargı davaları açılmalıdır. İdare talebe herhangi bir cevap vermemesi halinde bu süre 60 gün olarak belirlenmiştir.
Tam Yargı Davalarında Yetkili ve Görevli Mahkeme
Tam yargı davalarında yetkili ve görevli mahkemeler genel olarak idari işlem herhangi bir sözleşmeye dayalı ise sözleşmenin düzenlenmiş olduğu yer mahkemeleri yetkilidir. Tam yargı davalarında görevli mahkeme ise; Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu kararları hariç olmak üzere; İdare Mahkemeleridir. Cumhurbaşkanı veya Bakanlar Kurulu kararlarına karşı iptal davalarında olduğu gibi tam yargı davalarında da Yüksek Mahkeme Danıştay yetkili ve görevlidir.
Sosyal Medya Üzerinden Hakaret Hakkında Sık Sorulan Sorular
Sosyal Medya Üzerinden Hakaret Türk Ceza Kanunumuzda ayrı bir başlık altında düzenlenmemiştir. Ancak TCK’nın 125. Maddesinde ve “şerefe karşı suçlar” başlığı altında düzenlenen hakaret suçuna ilişkin cezai yaptırımlar uygulanmaktadır. Sosyal medya üzerinden hakaret suçu için; TCK 125/2 maddesinde belirtilen; “Mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle işlenmesi” hükmü uygulanmaktadır. Aynı durum Facebook üzerinden hakaret suçunda olduğu gibi diğer sosyal medya hesapları için de geçerlidir.
Facebook Hakaret Hakkında Sık Sorulan Sorular
Günümüzde en sık kullanılan sosyal medya hesaplarının başında Facebook gelmektedir. Bu nedenle sosyal medyada hakaret suçunun en çok işlenildiği uygulama Facebook olarak karşımıza çıkmaktadır. Facebook hakaret suçu mesajlaşma yoluyla olabileceği gibi, yorum veya paylaşım şeklinde de olabilmektedir. Facebook üzerinden hakaret suçu için; ”üç ay ile iki yıl arasında hapis veya adli para” cezası öngörülmüştür. Ayrıca Facebook üzerinden hakaret suçunda sarf edilen sözler hakaret suçunun daha ağır cezayı gerektiren halleri kapsamında olması halinde fail hakkında verilecek cezada artırım yoluna gidilebilmektedir.
Facebook Hakaret Takipsizlik
Facebook hakaret takipsizlik kararı verildiği yönünde yanlış bir varsayım mevcuttur. Facebook; sosyal medya hizmet sağlayıcısı çoğu kez kullanıcıların IP adresini yetkili makamlar ile paylaşma yoluna gitmemektedir. Yurt dışında bulunan hizmet sağlayıcılar için kendi iç hukuk kuralları geçerlidir. Bu nedenle kullanıcıların IP bilgisi saklı tutulmaktadır. Ancak bilişim suçları bürolarında bulunan kişiler kullanıcılara ait diğer bilgiler aracılığı ile çoğu kez sosyal medya üzerinden hakaret suçunu işleyen failin kimliğini tespit edebilmektedirler. Bu nedenle facebook üzerinden hakaret suçu takipsizlik kararı ile neticelendiği genellemesi yanlıştır. Böyle bir hakaret suçuna maruz kalan kişilerin şikayet haklarını kullanmalarında fayda vardır.
Seri Muhakeme Nedir Hakkında Sık Sorulan Sorular
Seri muhakeme nedir sorusunun cevabı 7188 sayılı yasanın 23. Maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunun 250. Maddesinde verilmiştir. Seri Muhakeme; Cumhuriyet Savcısı tarafından şüphelinin üzerine atılı suçlamadan dolayı yeterli delillerin bulunmasına rağmen ve hakkında; dava açılmasının ertelenmesi kararı verilmemesi halinde mümkündür. Seri muhakeme sonuçları itibariyle şüphelinin lehine olan bir uygulamadır. Şöyle ki; seri muhakeme usulünün uygulanmasının kabul edilmesi halinde; şüpheli hakkında verilecek cezanın yarı oranında indirileceği hüküm altına alınmıştır.
Seri Muhakeme Usulü Hakkında Sık Sorulan Sorular
Şüphelinin üzerine atılı suçun Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunun 250/1-a maddesinde belirtilen suçlardan olması halinde seri muhakeme usulü uygulanması mümkündür. Uzlaşmaya tabi suçlarda veya ön ödemeye tabi suçlarda seri muhakeme usulünün uygulanması mümkün değildir. Ayrıca seri muhakeme usulünün uygulanmasını şüphelinin soruşturma aşamasında kabul etmesi gerekmektedir. Ayrıca şüpheliye seri muhakeme usulü uygulanması konusunda teklif müdafii veya vekil huzurunda yapılması gerekmektedir. Seri muhakeme kural olarak suça sürüklenen çocuklar; akıl hastalığı veya sağır – dilsizler için uygulanmamaktadır.
Seri Muhakemeye Tabi Suçlar Hakkında Sık Sorulan Sorular
Seri muhakemeye tabi suçlar CMK 250 maddesinde belirtilmiştir. Bu suçlar;
- Hakkı olmayan bir yere tecavüz
- Genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması suçu
- Trafik güvenliğini kasten tehlikeye sokmak
- Gürültü yapma
- Parada sahtecilik
- Mühürde bozma suçu
- Resmi belgelerin düzenlenmesinde yalan beyan
- Kumar oynanması için yer veya imkan sağlama
- Başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması
Suçları için seri muhakeme usulünün uygulanması mümkündür. Seri muhakeme usulünün uygulanması için şüpheliye ulaşılamaması halinde; şüphelinin bu uygulamayı reddettiği kabul edilerek hakkında genel soruşturma usullerine göre iddianame düzenlenmektedir. Yukarıda belirtilen seri muhakeme usulünün uygulanması mümkün suçların birden fazla kişi halinde işlenmesi halinde soruşturma dosyasında bulunan tüm şüphelilerin ayrı ayrı uygulamayı kabul etmeleri gerekmektedir. Şüphelilerden herhangi birisinin seri muhakemeyi kabul etmemeleri halinde uygulanması mümkün değildir.
Seri Muhakeme usulü soruşturmanın tüm aşamalarında uygulanması mümkündür. Şüphelinin hakkında iddianame düzenlenmeden önce soruşturmanın yapıldığı Cumhuriyet Savcılığına müracaat ederek hakkında seri muhakeme uygulanmasını kabul ettiğini beyan etmesi halinde CMK 250 maddesinin uygulanması mümkündür. Ayrıca yukarıda belirtilen suçlardan dolayı kovuşturma yani mahkeme aşamasında CMK 251 maddesinde düzenlenen basit yargılama usulü uygulanması mümkündür. Bu konuda basit yargılama usulü başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.
Nafaka Türleri Hakkında Sık Sorulan Sorular
Nafaka türleri Türk Medeni Kanunumuzda; Yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, tedbir nafakası ve yardım nafakası olarak dört ayrı şekilde düzenlenmiştir. Nafaka türlerinin kendilerine özgü niteliklerini belirtmeden önce Türk Medeni Kanununda öngörülmüş tüm nafaka türleri için genel geçerli ortak özellikleri belirtmek gerekmektedir.
- Nafakalar kişisel borç ve alacak statüsünde olduklarından dolayı devri mümkün değildir.
- Nafaka miktarları tarafların aralarında anlaşacakları miktarda olabileceği gibi; miktarın belirlenmesinde hakim takdirine de bırakılması mümkündür.
- Nafaka ödemeleri haczedilemez
- Nafaka ödemelerinde zamanaşımı kuralı uygulanmaz
- Aynı kişi için birden fazla nafaka türü uygulaması mümkündür.
Tedbir Nafakası Hakkında Sık Sorulan Sorular
Tedbir nafakası uygulama amacı bakımından süreklilik arz eden bir nafaka türü değildir. Şöyle ki; Tedbir nafakası dava aşamasının sonuçlanmasına kadar ödenmesi planlanmıştır. Boşanma davalarında eşler tedbir nafakası için talepte bulunabilecekleri gibi; hâkim re’sen tedbir nafakası konusunda karar vermektedir. Tedbir nafakasında diğer nafaka türlerinde olduğu gibi kişilerin ekonomik durumları göz önüne alınmaktadır. Bu tür nafakaların tedbiren uygulanmasından dolayı gerek iştirak nafakası gerekse yoksulluk nafakasına konu olabilmektedir.
İştirak Nafakası
İştirak nafakası nafaka türleri açısından en sık uygulanan nafaka türüdür. İştirak nafakası uygulamada zaman zaman çocuk nafakası olarak da anılmaktadır. Daha çok evlilik birliğinden olan ortak çocukların eğitim, öğretim ve çocuğun temel ihtiyaçlarının karşılanması için velayet sahibine ödenmektedir. İştirak nafakası her iki eşin ekonomik durumlarına göre tespit edilmektedir. Çocuğun 18 yaşına girmesi veya 18 yaşından küçük olup evlenmesi durumunda son bulmaktadır. Ayrıca iştirak nafakasının 18 yaşından sonra da devam etmesini sağlayan unsurlar vardır. Örneğin çocuğun on sekiz yaşından büyük olmasına rağmen eğitim hayatının devam ediyor olmasıdır.
Yoksulluk Nafakası
Yoksulluk nafakası boşanma nedeniyle yoksullaşma boyutuna varacak derecede maddi gelirinde azalma olan eşler için öngörülmüş bir nafaka türüdür. Yoksulluk nafakası miktarı Genel olarak her iki eşin ekonomik durumları göz önüne alınarak hakim takdirine dayalı olarak belirlenmektedir. Medeni kanunumuzda veya diğer özel kanunlarda yoksulluğun tanımı tam olarak yapılmamıştır. Bu yüzden gerek yerel mahkemelerin gerekse Yargıtay Hukuk Dairelerinin yoksulluk için kabul ettiği ölçüt; kişinin yeme, içme, giyinme, barınma, sağlık veya eğitim gibi zorunlu ihtiyaçlarını karşılayamaması durumudur. Nafaka yükümlüsünün gelirinde meydana gelen olumsuz düşüş veya nafaka alan eşin evlenmesi gibi durumlarda nafaka iptal davası ile yoksulluk nafakasının iptali için dava açılması mümkündür.
Yardım Nafakası
Yardım nafakası, yoksulluk nafakası, tedbir nafakası ve iştirak nafakasından oldukça farklıdır. Yardım nafakası Türk Medeni Kanununun 364. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre; yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan; altsoy ve üst soylar için ayrıca kardeşler için öngörülmüştür. Diğer nafaka türlerinden farklı olarak yardım nafakasında; nafaka yükümlüsünün ekonomik durumunun refah içerisinde olması gerekmektedir.
Nafaka İptal Davaları
Nafaka iptal davaları yukarıda belirtilen nafaka türlerinin tümü için açılması mümkündür. Yardım nafakası, iştirak nafakası veya yoksulluk nafakalarında; nafaka yükümlüsünün gelirinde meydana gelecek olumsuz bir değişiklik nafaka iptal davalarına konu olabilmektedir. Ayrıca nafaka alan kişinin gelirinde meydana gelecek olumlu bir yükseliş için nafaka iptal davası açılması mümkündür. Nafaka iptal davaları boşanma davalarında olduğu gibi Aile Mahkemelerinde açılmaktadır.
Malpraktis Hakkında Sık Sorulan Sorular
Malpraktis nedir sorusu genellikle; herhangi bir tedavi, muayene veya cerrahi müdahale sonucu zarara uğramış kişilerin merak ettiği bir sorudur. Malpraktis kelime anlamı itibariyle “hatalı davranış, yanlış uygulama” olarak tabir edilmektedir. Her ne kadar günümüzde tamamen tıp bilimi ile özdeşleşmiş ise de; malpraktis bir çok meslek dalında meydana gelmesi muhtemel bir durumdur. Bu nedenle daha çok tıbbi malpraktis olarak adlandırılmaktadır. Bu yazımızda tıbbi malpraktis başta olmak üzere; malpraktis örnekleri ve malpraktis cezaları hakkında bilgiler verilecektir.
Malpraktis Örnekleri
Malpraktis örnekleri daha çok tanı ve muayene hataları, tedavi süresindeki hatalar ve diğer hukuka aykırılık durumları olarak değişik başlıklar altında incelenmektedir.
- Tedavi Hataları; Gerekli tedaviye başlanılmaması veya tedavinin hiç gerçekleştirilmemiş olacağı gibi; yanlı ilaç kullanımı, ilaçlarda doz aşımı veya erken taburcu işlemleri dahi malpraktis başlığı altında tedavi hataları olarak kabul edilmektedir.
- Tanı veya Muayene Hataları; Malpraktis örnekleri arasında sıkça karşılaşılan durumlar genellikle tanı ve muayene hatalarıdır. Genel olarak iki şekilde meydana gelebilmektedir. Konsültasyon hataları veya tetkik – laboratuar hataları olarak gerçekleşebilmektedir.
- Diğer Hukuka Aykırı Davranışlar; Hasta evraklarının saklanması veya muayene veya cerrahi operasyon öncesi hasta bilgilendirmelerinin yapılması malpraktis’e sebebiyet veren diğer davranışlardır.
Malpraktis Cezası Hakkında Sık Sorulan Sorular
Malpraktis cezaları; Sağlık çalışanlarının yukarıda belirilen malpraktis’e konu olabilecek hataları veya ihmallerinin niteliğine göre değişiklik göstermektedir. Bu ihmal ve hatalara yönelik Türk Ceza Kanununda çoğunlukla;
- Taksirle Ölüme Sebebiyet Verme (TCK 85); Malpraktis sonucu kişi ölmüş ise TCK 85 maddesinde belirtildiği üzere fail hakkında; “iki yıldan altı yıla kadar hapis” cezası öngörülmüştür.
- Taksirle Yaralama (TCK 89); Failin eyleminin TCK 89 maddesi kapsamında kalması halinde ön görülen cezai müeyyide; “Üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır”
- Görevi İhmal veya Görevi Kötüye Kullanma (TCK 257); Malpraktis’in gerçekleştiği sırada sağlık çalışanının ayrıca görevini kötüye kullandığının tespit edilmesi halinde; “altı aydan iki yıla kadar hapis”, görevini ihmal ettiğinin anlaşılması halinde; “üç aydan bir yıla kadar” hapis cezası ile cezalandırılmaları mümkündür.
Şekillerinde gerçekleşebilmektedir. Ancak unutmamak gerekir ki; sağlık çalışanları haklarında gerek disiplin yönünden gerekse cezai yönden soruşturma yapılabilmesi için ilgilinin yaralanması veya ölmesi ile neticelenen malpraktis ile aralarında illiyet bağının kurulması gerekmektedir. Bu illiyet bağının varlığı Adli Tıp Kurumunca hasta evrakları ya da hastanın bizzat muayene edilmesi hatta otopsi sonucu karar verilebilmektedir.
Malpraktis Tazminat Hakkında Sık Sorulan Sorular
Malpraktis tazminat konusunda suçtan zarar gören hakkında iki farklı seçenek öngörülmüştür. Malpraktis’in gerçekleşmiş olduğu hastane ya da poliklinik özel bir kurum ise buradaki tazminat davaları Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmektedir. Ancak bu hastane kamu hastanesi statüsünde olması halinde idare mahkemelerinde tam yargı davası olarak görülmektedir.