
- 1. Yüz Kızartıcı Suçlardan Ceza Soruşturmasının Disiplin Soruşturmasına Etkisi
- 1.1. Kararın Yorumlanması
- 2. Disiplin Cezası İçin Ceza Soruşturmasının Sonucu Beklenilmelidir
- 3. Çocuğun Cinsel İstismarı Yüz Kızartıcı Suçlar Arasında Yer Alır
- 3.1. Yüz Kızartıcı Suçların Yorumlanması
- 4. Memuriyette Yüz Kızartıcı Suçlar Mahkeme Kararı
- 5. Memurluk Sıfatı İle Bağdaşmayacak Nitelikteki Hareketler
- 6. Yüz Kızartıcı Suçlar Mahkeme Kararları
Memuriyette yüz kızartıcı suçlar özellikle kamu görevlisi olan ilgili hakkında uygulanacak disiplin cezasına etki eden önemli bir unsurdur. Yüz kızartıcı suçların belirlenmesi ve devamında yürütülen disiplin soruşturmasına olan etkisi daha çok yargı kararları üzerinde yoğunlaşmıştır.
Aşağıda yüz kızartıcı suçlar nedeniyle gerçekleşen disiplin soruşturması ile ceza yargılamasına ilişkin yargı kararları konumuzun anlaşılabilir olması açısından önem arz etmektedir.
Yüz Kızartıcı Suçlardan Ceza Soruşturmasının Disiplin Soruşturmasına Etkisi
… Üniversitesi … Hastanesi plastik cerrahi bölümünde Dr. öğretim üyesi unvanıyla görev yapan davacının kamu görevinden çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu’nun … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davada; davacı hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığı’nca … soruşturma numaralı dosyasıyla icbar suretiyle irtikap suçunu işlediğinden bahisle iddianame düzenlendiği ve yargılamasına başlanıldığı, … Ağır Ceza Mahkemesi’nin … sayılı dosyasında yargılamanın derdest olduğu, disiplin cezasının dayanağı durumundaki soruşturma raporu içeriği bilgi ve belgeler ile ceza dava dosyası birlikte ele alındığında müsnet eylemin sübuta erdiğinin anlaşıldığı, fiilinin ağırlığı hesaba katıldığında, öğretim elemanı sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici davranış kapsamına girdiği, 2547 sayılı Kanun‘un 53/b-6/c bendi gereğince “Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddeden … İdare Mahkemesi’nin … gün ve E: … K: … sayılı kararının; davacının suç olarak nitelendirilebilecek herhangi bir eylem içerisinde yer almadığı, aynı soruşturma sürecine mâruz kalan bölüm asistanlarıyla ilgili hiçbir disiplin cezasının uygulanmadığı, soruşturma dosyasında davacı usul ve esas bakımından lehine mevcut unsurların değerlendirilmediği, müştekîlerin şikâyet dilekçesindeki ifadeleri ile emniyet makamları nezdinde verdikleri ifadelerin birbirleriyle çeliştiği, fiilin işlendiği kabul edilse dahi böyle bir eylemin 2547 sayılı Kanun’un 53/b-6/c maddesi kapsamında addedilemeyeceği ve Kanun’un 53/b-4-b maddesine göre ceza verilebileceği ileri sürülerek, istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması istenilmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının … Üniversitesi … Hastanesi plastik cerrahi bölümünde Dr. öğretim üyesi unvanıyla çalışmakta olduğu, plastik cerrahi servisinde tedavi gören hasta K4.’yi 19/11/2018 tarihinde ameliyat ettiği ve ameliyat parasının bir kısmını elden istediği iddiasıyla davacı hakkında soruşturma başlatıldığı ve neticede 2547 sayılı Kanun’un 53/b-6/c bendi gereğince “Kamu hizmeti veya öğretim elemanı sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiilini işlediği gerekçesiyle kamu görevinden çıkarma cezasıyla tecziyesine yönelik Yükseköğretim Kurulu Yüksek Disiplin Kurulu’nca … tarih ve … K. sayılı işlemin tesis edildiği anlaşılmaktadır.
… Üniversitesi … Hastanesi’ne müracaat eden K4.’nin kızı K5. tarafından üniversite rektörlüğüne hitaben “Annesinin bel fıtığı ve karın bölgesinde toplanan yağlar sebebiyle yürüyemeyecek hâle geldiği, hastaneye başvurarak davacıyla görüştüklerini, davacının ‘8.600,00 lira ameliyat ücretinin kendisine teslim edilmesini, aksi takdirde ameliyatı yapmayacağını’ söylediği iddiasıyla şikâyet dilekçesi verdiği, bunun üzerine başlatılan soruşturma kapsamında hastane başhekimi, davacı ve aynı bölümde çalışan asistanlar ile bölüm sekreterinin ifadelerinin alındığı, müştekî ve annesinin ise ‘Adlî yargılama sürecini takip etmek istediklerini ve üniversite içi tahkikata dâhil olmayacaklarını’ belirtmeleri sebebiyle kolluk makamı nezdindeki ifadelerinin soruşturma raporu münderecatına alındığı, K5.’ın Manisa İl Emniyet Müdürlüğü’ndeki ifadesinde “Annesi K4.’un göbek bölgesindeki rahatsızlığından dolayı hastanenin plastik cerrahi bölümünde çalışan davacıya muayene olduğunu ve sonrasında ameliyatın kararlaştırıldığını ve annesinden 5.500,00-TL para istediğini, bu meblâğın yasal yollardan hastaneye yatacağını düşünerek annesini 19 Kasım 2018 günü ameliyat ettirdiğini, 23 Kasım 2018 tarihi saat 09:00 sıralarında davacının 1024 no’lu odaya gelerek annesine ‘Kızın bugün saat 12 gibi 5.500,00 lirayı odama getirsin, bu hesabı kapatalım’ dediğini, kendilerinin de başhekim sekreterine giderek parayı nasıl yatıracaklarını sorduğunu” beyan ettiği, İl Emniyet Müdürlüğü’nce harekete geçilip hasta yakınının davacıya vereceği paraların seri numaralarının alındığı (51 adet 100,00 TL ve 8 adet 50,00 TL), hasta yakınının bahsi geçen banknotları davacıya teslim edeceği esnada polis memurlarının kimlik gösterip odasından içeri girdikleri ve arama yaptıkları, akabinde de masanın çekmecesine konulmuş paraları tutanakla kayda bağladıkları, konunun savcılık makamına intikâlinin ardından … Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 23.12.2019 tarihli ve Soruşturma No: …, Esas No:… sayılı iddianâmenin düzenlendiği görülmektedir.
Bilindiği üzere, ceza ve ceza muhakemesi hukuku ile disiplin hukuku farklı kural ve ilkelere tâbi olmakla birlikte, kamu görevlisinin fiili, suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin sorumluluğunu da gerektirebilir. Böyle bir durumda ceza muhakemesi ve disiplin soruşturması ayrı ayrı yürütülmekte ise de, ceza mahkemesinde yargılama konusu suçun yüz kızartıcı ve utanç verici bir suç olup olmadığı yönünde yapılacak bir değerlendirmenin ve verilecek hükmün, disiplin hukuku açısından kamu görevlisine yöneltilen suçlamanın yüz kızartıcı ve utanç verici bir suç olup olmadığının tespiti için disiplin makamlarına ve idari yargı mercilerine karine teşkil edeceği kuşkusuzdur.
Olayda; işbu kararımızın verildiği tarih itibariyle bahsi geçen fiilin sübuta erdiğine dair adli yargıda kesinleşmiş bir kararın bulunmadığı, yukarıda bahsi geçen iddianameyle isnat edilen “icbar suretiyle irtikap” suçunun işlenip işlenmediği ve yüz kızartıcı fillin bu suretle meydana gelip gelmediğinin adlî yargı makamı nezdinde yürütülecek bir yargılama sonucu ortaya çıkacağı tartışmasız olduğundan, Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına yönelik işlemde hukuka uygunluk, davayı reddeden İdare Mahkemesi kararında ise hukukî isabet görülmemiştir.
Kararın Yorumlanması
İdare Mahkemesi yukarı vermiş olduğu kararda “icbar suretiyle irtikap” suçunu yüz kızartıcı suçlardan kabul etmiştir. Ancak aynı suçtan dolayı kamu görevli hakkında devam etmekte olan ceza yargılamasının sonucunun beklenmeksizin davacının yüz kızartıcı suç işlediğini kabul etmiştir.
Her ne kadar kural olarak kamu görevlileri hakkında yürütülen disiplin soruşturması ile ceza yargılaması birbirinden bağımsız hukuki süreçler olsa da; Özellikle davacının eyleminden dolayı ayrıca ceza soruşturması yürütülmesi halinde bu ceza soruşturmasının sonucunun beklenmesi gerektiği ve ceza yargılaması sonunda da sanığın üzerine atılı icbar suretiyle irtikap suçunu işlediği kanaatine varılması halinde eylemine uyan disiplin cezası ile cezalandırılması gerektiği kararda vurgulanmıştır. Bu nedenle aksi yönde verilen idare mahkemesi kararı Bölge Adliye Mahkemesi tarafından hukuka aykırı bulunmuştur.
Disiplin Cezası İçin Ceza Soruşturmasının Sonucu Beklenilmelidir
İdare Mahkemesince; tüm dosya kapsamı, … Cumhuriyet Başsavcılığının 07.03.2018 tarihli ve … sayılı Soruşturması ve … esas sayılı İddianamesi ve aktarılan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; davacı hakkında usulüne uygun olarak soruşturmanın yapılmış olduğu, tutanakların tutulduğu, soruşturma kapsamında tanık ifadelerinin alındığı, davacının savunmasının alındığı, yeterli incelemelerin ve araştırmaların yapılarak gerekli evrakların edinildiği, davacının Devlet memurluğu sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilini işlediğinin sabit olduğu görüldüğünden, belirlenen fiiller kapsamında davacının, 657 sayılı Kanun’un 125/E-g maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-g maddesinde; “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” Devlet memurluğundan çıkarma disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.
Zimmet suçunun, ceza hukuku açısından yüz kızartıcı bir suç mahiyetinde olduğu hususu doktrinde ve uygulamada yerleşmiş bir düşünce olarak kabul görmektedir.
Bunun yanı sıra, 657 sayılı Kanun’un 48. maddesinde de memurluğa alım için genel şart olarak kişilerin zimmet suçundan mahkum olmaması gerekliliğine dair düzenleme de göz önüne alındığında, disiplin hukuku anlamında zimmetin ‘yüz kızartıcı ve utanç verici hareket’ kapsamında olduğu açıktır.
Olayda; dava konusu işlemin, davacının mutemet olara görev yaptığı hastanedeki muhtelif tahsilat tutarlarını zimmetine geçirdiği maddi fiiline dayanılarak dolayısıyla memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunduğundan bahisle tesis edildiği, Mahkeme tarafından yapılan ara karar üzerine sunulan dosya içeriğindeki cevap dilekçesinden ve UYAP üzerinden Dairemizce yapılan incelemeden görüleceği üzere, davacı hakkında dava konusu işleme konu olan olayla ilgili olarak “Zimmet” suçundan … Ağır Ceza Mahkemesinin E: … sayılı dosyasına kayıtlı dava açıldığı ve söz konusu davanın derdest olduğu anlaşılmakta olup, dava konusu işleme esas alınan maddi fiil ile ceza mahkemesine konu suçun aynı düzlem ve tipolojide olduğu, bir başka deyişle örtüştüğü görülmektedir.
Ancak; Mahkeme tarafından, Anayasa’nın 15. maddesinde “Suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz” üst hukuk normuyla kendine yer bulan “Masumiyet karinesi” gözetilmeden, davacının memuriyetten bir daha alınmamak üzere çıkarılması sonucu doğurabilecek dava konusu işlemin hukukilik denetiminin, ara kararı cevabıyla derdest olduğu öğrenilen ceza mahkemesi kararının sonucu beklenilmeden, savcılık iddianamesi ve idari soruşturma dosyası minvalinde yapıldığı görülmektedir.
Her ne kadar 657 sayılı Kanun’un 131. maddesinde; “Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olamaz.” şeklinde bir düzenlemeye yer verilmiş ise de, bu düzenlemenin esasen idarelerin ceza hukukundan bağımsız şekilde disiplin cezası verebilme durumları için getirilmiş bir kural olduğu izahtan varestedir. Bu düzenlemenin mevcut olduğu düşüncesiyle, disiplin cezasına konu maddi fiil ile ceza mahkemesine konu suçun nitelendirilmesinin aynı düzlem ve tipolojide olduğu durumlarda, idare mahkemelerince ceza mahkemesindeki karar beklenmeden disiplin cezasına dair uyuşmazlık hakkında karar verilmesi yerinde olmayacaktır. Ancak; disiplin cezasına konu fiil ile ceza mahkemesine konu suçun örtüşmediği durumlarda idare mahkemelerince ceza mahkemesi kararı beklenmeden disiplin cezasının hukukilik denetiminin yapılabileceği de tabiidir.
Vaziyet böyle olunca; ortada ceza hukuku ve disiplin hukuku kapsamında örtüşen, yani aynı düzlemde nitelendirilen bir fiil ve suçun bulunması nedeniyle, mahkemece ceza mahkemesi kararının sonucu beklenerek, kararın temini üzerine, bu karar göz önüne alınmak ve böylelikle hak kaybının da önüne geçilmek suretiyle, işbu uyuşmazlığın etraflıca değerlendirilip yeter bir gerekçeyle çözüme ulaşılması gerekmekte iken, anılan husus göz ardı edilerek karar verilmesinde isabet bulunmamakta olup; bu doğrultuda bekletme kararı verilmesi amacıyla dosyanın ilk derece yargılama yapan mahkemesine gönderilmesi gerektiği de tabiidir.
Çocuğun Cinsel İstismarı Yüz Kızartıcı Suçlar Arasında Yer Alır
… İdare Mahkemesi’nin … gün ve E:.., K:… sayılı kararıyla; davacının disiplin soruşturmasına konu eylemleri nedeniyle hakkında “çocuğun cinsel istismarı” suçundan açılan davada … Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılama neticesinde verilen … tarih ve E:.., K:.. sayılı kararı ile “…Sanık K1’nun öğretmen olduğu halde öğrencisi olan mağdure çocuk K4’e yönelik iş bu eylemini TCK’nun 103/1, 103/3-e maddesine mümas çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu sonucuna varılmakla: eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nun 103/1-b maddesi delaletiyle TCK’nun 103/1. Maddesinin 1. Cümlesi gereğince suçunişleniş şekli, bu şekilde açığa çıkan kastının yoğunluğu dikkate alınarak takdiren 8 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, mağdure ile aralarındaki öğretmen-öğrenci ilişkisinin kötüye kullanması suretiyle gerçekleştirildiğinden dolayı sanığın cezasına 5237 sayılı TCK’nın 103/3-e maddesi gereğince takdiren ½ oranında artırım yapılarak 12 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına… “karar verildiği, anılan kararın istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiğinin görüldüğü, dosya içerisinde bulunan soruşturma raporu ve eki bilgi ve belgeler ile … Ağır Ceza Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:…7 sayılı kararındaki tespit ve değerlendirmeler ile davacının “basit cinsel istismar” suçundan neticeten 10 yıl hapis cezası aldığı, bu cezanın istinaf ve temyiz aşamalarından geçerek kesinleştiği hususu birlikte değerlendirildiğinde, davacının, öğrencisi olan ve olay tarihinde 18 yaşından küçük olan S.Ö.’ye karşı gerçekleştirdiği fiillerin, öğretmen-öğrenci ilişkilerini aşan boyutta olduğu, öğretmen olan davacının maiyetinde/gözetiminde bulunan bir kız öğrenciye yönelik olarak sübut bulan söz konusu eyleminin, görevin/mesleğin sağladığı imkanlardan yararlanılmak ve muhatabın yaşından ve psikolojik durumundan kaynaklanan zaafından (öğretmenlik mesleğinin amacının tam tersine olacak şekilde) faydalanılmak suretiyle işlenmiş olduğu, davacının ve muhatabının karşılıklı konumları ve muhatabıyla ailesinin şeref ve haysiyetine olan olumsuz etkileri itibariyle memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerden olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, davacının üzerine atılı fiilleri işlediğinin, disiplin hukuku yönünden, yeterli ve inandırıcı delillerle, somut olarak ortaya konulmak suretiyle, olaya ilişkin usulüne uygun yürütülen disiplin soruşturması ile sübuta erdiği ve davacının sübut bulan fiillerinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin (E) bendinin (g) alt bendinde yer alan ”Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” düzenlemesi ile örtüştüğü anlaşıldığından, anılan mevzuat hükmü uyarınca davacının “Devlet Memurluğundan Çıkarma” cezası ile tecziyesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan, dava konusu işlem hukuka uygun bulunduğundan, davacının işlemden doğan özlük ve maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından; bir derece hafif olan cezanın uygulanabileceği, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin (E) bendinin (g) alt bendinde yer alan ”Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiili, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olsa bile idari yargı mercilerinin disiplin hukuku yönünden bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları gerektiği ileri sürülerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesi uyarınca mahkeme kararının istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline ve tazmin isteminin kabulüne karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ :Davacının ileri sürdüğü hususlar ve istinaf kanun yolu sebeplerinin haksız olduğu ileri sürülerek istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi’nce dava dosyası 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesi hükümleri doğrultusunda incelenerek işin gereği görüşüldü:
İstinaf dilekçesinde öne sürülen iddialar, istinaf başvurusuna konu Trabzon İdare Mahkemesi’nin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının dayandığı gerekçeler karşısında yerinde ve kararın kaldırılmasına neden olacak mahiyette görülmediğinden istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yapılan 2.107,10 TL istinaf yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, istinaf aşamasında fazladan yatırılan 615,40 harcın istemi halinde, artan posta gider avansının ise karar kesinleştiğinde re’sen davacıya iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere, … tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yüz Kızartıcı Suçların Yorumlanması
Gerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Anayasamız da “çocuğun cinsel istismarı” yüz kızartıcı suçlar arasında sayılmamıştır. Ancak yukarıda verilmiş olan yargı kararından da anlaşılacağı üzere 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125/E-g maddesinin uygulanabilmesi için kamu görevlisinin üzerine atılı suçun sadece 48. Maddenin 5. Bendinde sıralanmış suçlardan olması zorunlu değildir.
Kamu görevlisi hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda kamu görevlisinin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmanın kamu görevinden çıkarılmaya yeterli olduğu vurgulanmaya çalışılmıştır. Söz konusu karar ile 657 sayılı yasanın 125/E-g maddesinde belirtilen fiil ve davranışların sadece aynı yasanın 48/5 maddesinde belirtilen suçlarla kısıtlı olmadığı sonucuna varılabilmektedir.
Memuriyette Yüz Kızartıcı Suçlar Mahkeme Kararı
Dava, İstanbul 8. İcra Müdürlüğü’nde X1 olarak görev yapan davacının, hakkında yapılan disiplin soruşturması sonucunda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (g) alt bendi uyarınca “meslekten çıkarma” cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, geçmiş hizmetlerinin olumlu olması nedeniyle aynı Kanun’un 125/3. maddesi uyarınca bir alt ceza uygulanarak “3 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesince “…Olayda, tüm dosya kapsamı ve yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu disiplin cezasını gerektiren eylemin sübuta erip ermediği konusunda usülüne uygun soruşturma yapıldığı, tutanakların ve video kayıtlarının tutulduğu, soruşturma kapsamında ifadelerin ve davacının savunmasının alındığı ve bu kapsamda davacının üzerine atılı bulunan memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilinin sübuta erdiği, sübuta eren eylemi nedeniyle de hakkında uygulanan cezanın eylemi ile uyumlu olduğu ve eylem ile ceza arasında orantılılık ilkesine de riayet edildiği sonuç ve kanaatine varılmakla tesis olunan dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemektedir.” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin 1. fıkrasının E bendinin (g) alt bendinde; “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” fiili memuriyetten çıkarma cezasını gerektiren haller arasında sayılmıştır.
Rüşvet suçunun, ceza hukuku açısından yüz kızartıcı bir suç mahiyetinde olduğu hususu doktrinde ve uygulamada yerleşmiş bir düşünce olarak kabul görmektedir.
Bunun yanı sıra, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48. maddesinde de memurluğa alınma için genel şart olarak kişilerin rüşvet suçundan mahkum olmaması gerekliliğine dair düzenleme de göz önüne alındığında, disiplin hukuku anlamında rüşvet suçunun ‘yüz kızartıcı ve utanç verici hareket’ kapsamında olduğu açıktır.
Dava dosyasının incelenmesinden, İstanbul İcra Dairelerinde görevli bir kısım personelin icra takip dosyalarında yapmaları gereken işlemleri yapmak için dosyanın tarafı alacaklı vekillerinden para istedikleri bu parayı genellikle muamele yapılacak dosya arasına ya da çalıştıkları masanın çekmecelerine koydukları ve bu paraları işlemi yapacak icra müdürü, icra müdür yardımcısı veya görevli katiplerin istediği yönünde Bimer, Cimer ve Adalet Bakanlığı’na iletilen ihbar dilekçeleri üzerine, adli ve idari yönden değerlendirme yapılmak üzere dosyanın … Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmesi üzerine … soruşturma nolu dosyada ceza soruşturmasına başlandığı ve 05.05.2016 tarihinde kısıtlama kararı verildiği, soruşturma kapsamında ilgili mahkemelerce teknik takip görüntüleme ve dinleme kararları verilmesi üzerine yapılan tespitler sonrasında davacının ve diğer şüphelilerin 07.03.2017 tarihinde tutuklandıkları, böylece davacı fiilinin idarece öğrenildiği, 28.03.2017 tarihinde İstanbul Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığı’nca soruşturma oluru verildiği, davacı hakkında düzenlenen ceza tayinine mahal olmadığı yönündeki 15.11.2017 tarihli soruşturma raporu üzerine İstanbul 5. İcra Mahkemesi Hakimliği’nce 08.01.2018 tarihinde düzenlenen fezlekede davacının fiili 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-g maddesinde yer verilen “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” kapsamında değerlendirilerek meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasının teklif edildiği, Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından yapılan değerlendirme sonucunda davacının usulsüz para alma fiilinin sabit olduğundan bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E-g maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerektiği ancak geçmiş hizmetlerinin olumlu olduğundan bahisle aynı Kanun’un 125/3. maddesi kapsamında bir derece hafif ceza uygulanarak “3 yıl süreyle kademe ilerlemesinin durdurulması cezası” ile cezalandırılması üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, davacının dava konusu işleme konu olan fiili sebebiyle … Ağır Ceza Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyasında “rüşvet almak” suçlaması ile yargılandığı görülmektedir.
Yukarıdaki mevzuat hükümleri ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; davacıya isnat edilen fiillerin, gerek ceza hukuku ve gerekse disiplin hukuku kapsamında isnat edilen suçlar bakımından aynı düzlemde nitelendirildiği, yani tipiklik itibariyle birebir örtüştüğü sabit olup, ceza yargılaması sonucu davacı hakkında verilecek hükmün, iş bu uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında doğrudan etkili olacağı açıktır.
Bu durumda, davacı hakkındaki ceza yargılaması sonucunda verilecek hüküm gözetilerek işin esasının incelenmesi ve uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekirken, maddi olaya ilişkin ceza yargılaması sonucu beklenmeden davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, dava konusu işleme dayanak olan soruşturma dosyasının ve tüm eklerinin (alınan tüm ifadeleri, savunmaları, soruşturmacı tarafından yapılan tüm işlemleri, yapılan yazışmaları, tebliğ-tebellüğ belgelerini ve incelemeye esas alınan diğer tüm belgeleri içerecek biçimde) dizine bağlı örneğinin, … tarihli fezlekenin varsa eklerinin ve Yüksek Disiplin Kurulu’nca davacıdan savunma istenilmesine ilişkin yazıların, bu yazıların tebliğ-tebellüğ belgelerinin ve davacı tarafından yapılan yazılı/sözlü savunmalara ilişkin dilekçe ve kayıtların eksiksiz olarak dosyada bulunması gerekmekte olup, anılan belgelerin bir kısmının dosya içerisinde yer almadığı saptandığından, işin esasının incelenmesi aşamasında söz konusu eksikliklerin giderilmesi gerektiği de tabiidir.
Açıklanan nedenlerle, istinaf talebinin kabulüne, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kaldırılmasına, dava dosyasının yeniden bir karar verilmek üzere Mahkemesine iadesine, Mahkemece yapılacak yargılama sonucunda verilecek karar ile yargılama giderleri hakkında da hüküm kurulacağından bu konuda ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45/5. maddesi uyarınca kesin olarak, … tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Memurluk Sıfatı İle Bağdaşmayacak Nitelikteki Hareketler
Uyuşmazlık konusu olayda, davacının … günü plakasını hatırlayamadığı bir araç tarafından 15-20 dakika takip edildiğini hissettiği anda, polis ihbar hattını arayarak yardım istemesi gerekirken, aracını durdurarak, S.K. isimli şahısla tartışmaya başladığı ve bu tartışma sonucunda silah kullanma şartı ve koşullarının oluşmadığı halde müşteki S.K.’nın üstüne doğru geldiğinde beylik tabancasını şahsa gösterip silahın kabzası ile yüzüne vurup, darp ederek havaya bir el ateş etmek fiillerinin sübuta erdiği sonucuna varılarak, söz konusu fiiller nedeniyle “memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” hükmü uyarınca dava konusu disiplin cezası ile tecziyesine karar verilmiş ise de; davacının görev yaptığı kurumun özelliği, ifa ettiği mesleğin niteliği ve önemi, kamunun güven duygusu göz önüne alındığında söz konusu eylemler, disiplin hukuku açısından yaptırım gerektiren fiiller olmakla birlikte, “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” kapsamında kalmadığı, Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesini gerektirecek nitelik ve ağırlıkta bulunmadığı, dolayısıyla davacının eylemleri ile verilen ceza arasında adil bir dengenin kurulmadığı, diğer bir ifadeyle, 657 sayılı Kanun’un 125/E-(g) maddesiyle örtüşmediği ve disiplin hukukunda yer alan “tipiklik” şartının somut olayda gerçekleşmediği sonucuna ulaşıldığından, davacının 657 sayılı Kanun’un 125/E-(g) maddesi uyarınca “Devlet memurluğundan çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık, davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, davacının disipliner yönü bulunan fiillerinin idarece tipiklik ilkesi yönüyle değerlendirilerek yeniden işlem tesis edilebileceği de tabiidir.
Açıklanan nedenlerle; istinaf talebinin kabulü ile, … İdare Mahkemesinin … tarih ve …, K:… sayılı kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 5.002,00-TL yargılama gideri ile hüküm tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 36.000,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, posta avansından varsa artan kısmın kararın kesinleşmesini takiben mahkemesince ilgilisine iadesine, kararın taraflara tebliğine, bu karara karşı tebliğ tarihini izleyen 30 gün içinde Danıştay’da temyiz yolu açık olmak üzere, 27/12/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yüz Kızartıcı Suçlar Mahkeme Kararları
… İdare Mahkemesi’nin … gün ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden, davacının bazı hükümlülere ayrıcalık tanıdığı, özellikle K3. isimli hükümlü ile aşırı samimiyet kurduğu, hükümlünün cezaevi idaresinin bilgisi dışında kurum dışında bulunan bankamatikten para çekmesine izin verdiği, bu hükümlüden 3.000,00 TL para aldığı, K3. isimli hükümlünün haftada en az 3-4 kez üst üste hastaneye gitmesini sağladığı, K4. isimli bir hükümlünün K3. isimli hükümlüye verdiği 6.000,00 TL’nin davacının aracılığı ile teslim ettiği, ancak K5. isimli hükümlünün bu parayı ödemediği iddialarının sübuta erdiği, tüm bunlarla birlikte davacının samimiyet kurduğu ve para alışverişi ilişkisine girdiği hükümlü K3.’nin davacının kendisine ait vergi borcunu ödemek için aldığı 3.000,00 TL’yi vergi borcunu ödemek yerine kendi işinde kullandığı ve bu parayı kendisine ödemediği şikayeti üzerine davacı hakkında Akçaabat Cumhuriyet Başsavcılığı’nca ceza soruşturması başlatıldığı, konu hakkında düzenlenen iddianamenin kabul edildiği yargılamanın … Asliye Ceza Mahkemesi’nin E:… sayılı dosyasına kayden açılan dava ile devam ettiği görülmüş olup, davacının ceza infaz kurumunda infaz koruma baş memuru olarak görev yapması ve üstlendiği görevin işlediği sübuta eren bu fiiller ile hiçbir şekilde bağdaşmayacağı göz önünde bulundurularak söz konusu fiillerin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler olduğu anlaşıldığından, davacının Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına yönelik Adalet Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı, öte yandan, dava konusu işlem hukuka uygun olarak tesis edilmiş olduğundan davacının yoksun kalınan parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesi talebinin de reddi gerektiği, ayrıca davacı tarafından, disiplin kurulunun cezayı ret veya kabul etmekten başka bir yetkisi bulunmadığı fakat Bakanlık Disiplin Kurulu’nca dosyasının Ceza Tevfik Evleri Genel Müdürlüğü’ne gönderdiği ileri sürülmekte ise; kurulun … tarih ve … sayılı kararı incelendiğinde, davacı açısından yapılan ceza teklifinin reddedilerek dosyasının ilgili birime gönderdiği anlaşılmış olup kurulca yapılan usuli işlemlerin mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından; soruşturma zamanaşımı süresinin geçtiği, savunmasının usulüne uygun alınmadığı, K3.’den 3.000,00 TL borç para aldığı iddiası üzerine hakkında başlatılan soruşturma sürecinde kurum idaresinin baskısı altında ifade verdiği, bunların gerçeği yansıtmadığı, ayrıca isnat edilen suç (TCK m.155/1) şikayete bağlı suçlar kapsamında olduğundan şikayetten vazgeçme nedeni ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesinin 4. fıkrası gereğince davanın düşeceğinin hüküm altına alındığı, Ş.S.’nin beyanlarına bakılmadan 12.000,00 TL borç aldığı iddiasının eksik ve yanlış bilgiler ile sübuta erdiği kabul edilerek hüküm icra edilmesinin hukuka aykırı olduğu, isnat edilen fiillerin her türlü şüpheden uzak, kesin delillerle kanıtlanmadığı gibi bu eylemlerin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler kapsamında değerlendirilemeyeceği ileri sürülerek mahkeme kararının istinaf yolu ile incelenerek kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline ve parasal haklarının tazminine karar verilmesi istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ :Davacının istinaf başvurusunun reddi gerektiği savunulmuştur.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Samsun Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi’nce dava dosyası 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesi hükümleri doğrultusunda incelenerek işin gereği görüşüldü:
İstinaf dilekçesinde öne sürülen iddialar, istinaf başvurusuna konu … İdare Mahkemesi’nin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının dayandığı gerekçeler karşısında yerinde ve kararın kaldırılmasına neden olacak mahiyette görülmediğinden istinaf başvurusunun reddine, aşağıda dökümü yapılan 252,10 TL istinaf yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, artan posta avansının karar kesinleştikten sonra re’sen davacıya iadesine, kararın tebliğini izleyen otuz (30) gün içerisinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere ,… tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.